İstanbul’un Maltepe ilçesine bağlı Başıbüyük Mahallesi, Türkiye’de kentsel dönüşümün en çarpıcı ve en tartışmalı örneklerinden biri haline gelmiş durumda. Yaklaşık 370 dönümlük devasa bir alan, onlarca yıldır çözüm bekliyor. Ancak çözüm üretmek yerine, süreç giderek daha karmaşık ve tartışmalı bir hâl alıyor.
Başıbüyük’ün hikâyesi aslında Türkiye’nin klasik şehirleşme serüveninin bir özeti. 40-50 yıl önce, barınma ihtiyacını karşılamak için yapılan mütevazı yapılar zamanla mahalleye dönüştü. Devlet de bu yapıları görmezden gelmek yerine elektrik ve su hizmeti götürerek fiilen tanıdı. Ancak yıllar içinde bu alanın dönüşmesi gerektiği açıkça ortaya çıktı.
Bu noktada devlet kritik bir adım attı. İddialara göre, söz konusu 370 dönümlük alan sembolik bir bedelle — 1 TL gibi bir rakamla — Maltepe Belediyesi’ne devredildi. Amaç netti: Belediye bu alanı dönüştürecek, vatandaşlara güvenli ve modern konutlar sağlayacaktı.
Ancak aradan geçen yıllar, beklentileri karşılamaktan uzak kaldı.
Bir dönem AK Parti’li Fikri Köse döneminde İBB ve TOKİ iş birliğiyle yaklaşık 305 konut üretildi. Ardından CHP’li Mustafa Zengin döneminde 300’e yakın konut daha yapıldı. Fakat bu iki girişimden sonra süreç adeta durdu. Bugün gelinen noktada, Başıbüyük halkı hâlâ belirsizlik içinde yaşam mücadelesi veriyor.
Pazarlık İddiaları Tartışma Yarattı
Son dönemde kulislerde konuşulan iddialar ise durumu daha da çarpıcı hale getiriyor. İddialara göre Maltepe Belediyesi, kentsel dönüşüm görüşmelerinde kendisine belirli sayıda daire talep ediyor. Yani süreç, bir kamu hizmeti olmaktan çıkıp, yüzde hesabı yapılan bir pazarlık sürecine dönüşmüş durumda.
Oysa burada kritik bir gerçek var:
Bu alan zaten Hazine’ye aitti ve halk için dönüşüm yapılması amacıyla belediyeye devredildi.
Tam da bu noktada kamuoyunun vicdanına hitap eden çok net bir çağrı yükseliyor:
“Sembolik olarak dönüştürmek için 1 TL’ye aldığınız 370 dönümü, şimdi de Başıbüyüklü vatandaşlar için amasız ve fakatsız, pazarlıksız bir şekilde Hazine’ye devredin.”
Bu çağrı sadece bir öneri değil, aynı zamanda kamu yönetimi anlayışına yönelik güçlü bir eleştiridir.
Deprem Gerçeği Kapıda
İstanbul’un deprem gerçeği ortadayken, Başıbüyük gibi riskli alanlarda sürecin bu kadar yavaş ilerlemesi ciddi bir güvenlik sorunu yaratıyor. Mevcut yapılar büyük ölçüde eski ve depreme dayanıksız. İnsanlar her gün risk altında yaşamaya devam ediyor.
“Maltepe’de yaşam var” sloganı sıkça dile getirilse de, Başıbüyük’te yaşayan vatandaşlar bu yaşamın modern ve güvenli halini henüz görebilmiş değil.
Çözüm Aslında Basit
Çözüm karmaşık değil, aksine oldukça net:
- Belediye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile şeffaf bir protokol yapmalı
- Süreç hızlandırılmalı
- Hak sahipleri mağdur edilmeden, en uygun koşullarda konutlar teslim edilmeli
- Pazarlık değil, kamu yararı esas alınmalı
Mesele Beton Değil, İnsan
Başıbüyük’te konu sadece bir inşaat meselesi değil.
Bu mesele, doğrudan insanların hayatı, güvenliği ve geleceği ile ilgili.
Belediyelerin görevi, halkın hakkını pazarlık konusu yapmak değil; o hakkı en hızlı ve en adil şekilde teslim etmektir.
Bugün Başıbüyük’te yaşayan vatandaşların talebi çok açık:
Güvenli, insanca ve belirsizlikten uzak bir yaşam.
Bu talep ne lüks, ne ayrıcalık…
Bu talep, en temel insan hakkıdır.
Eğer gerçekten “Maltepe’de yaşam var” deniliyorsa,
o yaşamın Başıbüyük’te de var olduğunu görmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Allah'a Emanet Olun.


