Maltepe’de yaşananlar artık bir “parsel meselesi” olmaktan çıktı. Bu olay, sık sık tartışılan ama çoğu zaman görmezden gelinen bir gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: Hukuk, herkes için eşit mi uygulanıyor, yoksa duruma göre mi değişiyor?
Somut bir örnek üzerinden gidelim…
Maltepe’de yaşananlara bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bu iş hukuk mu, yoksa senaryo mu?
Çünkü ortada sıradan bir tahliye hikâyesi yok.
Ortada, başı başka, sonu başka yazılmış bir dosya var.
Başlangıç net.
2021 yılında belediye çıkıyor ve bu alanı kullanıma veriyor.
Meclis kararı var.
Şirket var.
Sözleşme var.
Yer teslimi var.
Yani kimse gece gelip tel örgü çekmemiş.
Belediye kendi eliyle vermiş.
Ama sonra ne oluyor?
Aynı belediye yıllar sonra dönüp diyor ki:
“Sen burayı işgal etmişsin.”
İnsanın aklı karışıyor.
Verdiğin yeri işgal saymak…
Bu yeni bir hukuk türü olmalı.
Bir de işin kira tarafı var.
İntifa kaldırılmış deniyor.
Ama kira akışı devam ediyor.
Yani sistem şu:
Hak yok…
Ama ödeme var…
Bu noktada vatandaşın durumu çok net:
Ne olduğunu kendisi de bilmiyor.
Kiracı mı?
İşgalci mi?
Yoksa sistemin gönüllü bağışçısı mı?
Gelelim en çarpıcı noktaya.
Ecrimisil.
2020’den 2025’e kadar kesilmiş.
Yani belediye diyor ki:
“Sen 5 yıldır burayı haksız kullanıyorsun.”
Ama küçük bir detay var.
2021’de aynı yer belediye tarafından verilmiş.
Şimdi bunu sadeleştirelim:
- Veriyorsun
- Kullandırıyorsun
- Para alıyorsun
- Sonra diyorsun ki: “Sen aslında hep işgalciydin”
Bu tabloya hukuk demek zor.
Bu daha çok şuna benziyor:
“Geçmişi yeniden yazmak.”
Bir de kanun meselesi var.
Açıklamada başka kanun, evrakta başka kanun.
Vatandaş doğal olarak soruyor:
“Hangi kanuna göre işlem yapıldı?”
Ama net bir cevap yok.
Duruma göre kanun seçiliyormuş gibi bir görüntü var.
Ve gelelim en kritik yere.
Aynı parsel.
Tek tapu.
Aynı alan.
Ama işlem sadece bir işletmeye.
Diğerleri?
Orada mı, değil mi, işlem var mı, yok mu… belirsiz.
Bu noktada hukuk değil, şu soru konuşulur:
“Neden sadece biri?”
Mahkeme meselesi de ayrı bir konu.
Belediye diyor ki:
“Mahkeme bizi haklı buldu.”
Evet, bir mahkeme öyle diyor.
Ama başka mahkemeler de “dur” demiş.
Yani tablo net:
Yargı bile kendi içinde tartışıyor.
Ama kamuoyuna tek taraf anlatılıyor.
Bir de işin en ağır kısmı var.
Rüşvet iddiaları.
Dosyada var.
Savcılıkta.
Ciddi.
Ama belediyeden gelen tek cümle:
“İftira.”
Peki sonrası?
Hiçbir şey.
Soru şu:
Bu iddialar araştırıldı mı?
Cevap yoksa, sorun orada başlar.
Son olarak en önemli soru:
Bu alan boşaltıldı.
Peki şimdi ne olacak?
Belediye mi kullanacak?
Yoksa yeni birine mi verilecek?
Eğer yeniden birine verilecekse…
Bu işin adı tahliye olmaz.
Bu işin adı değişim olur.
Değerli okuyucular,
Maltepe’de yaşananlar bize şunu gösteriyor:
Hukuk bazen uygulanmaz…
uydurulur gibi görünür.
Ama unutulan bir şey var:
Evrak konuşur.
Ve bu dosyada evrak diyor ki:
“Bu işte bir tutarsızlık var.”


