Sultanbeyli Belediyesi, "Kentsel Dönüşümü Teşvik Amaçlı Bilgilendirme ve Bilinçlendirme Kapsamında Dağıtılmak Üzere Mal ve Malzeme Alımı" adıyla bir ihale gerçekleştirdi.
Yaklaşık maliyeti 37 milyon 815 bin 166 TL olarak belirlenen ihale, 36 milyon 900 bin 500 TL + KDV bedelle sonuçlandı. İhale dokümanını beş firma indirmesine rağmen yalnızca iki firma teklif verdi; bu tekliflerden biri geçersiz sayılınca ihale tek geçerli teklif üzerinden tamamlandı.
İhale kapsamında 70'er bin adet deprem acil durum seti, tepsi, puzzle, duvar saati, nihale, mektuplu zarf, kapı askılığı, balon ve tela çanta satın alınacak. Resmî gerekçe ise vatandaşları kentsel dönüşüm konusunda bilinçlendirmek ve teşvik etmek.
İşte tam da bu noktada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor...
Balonla Kentsel Dönüşüm! Kolon Çatlaksa Puzzle Yap, Saati Kur, Çayı Tepsiye Koy!
Türkiye'de belediyecilik gerçekten büyük bir değişim geçiriyor.
Eskiden kentsel dönüşüm denince insanın aklına mühendis gelirdi…
Jeoloji gelirdi…
Zemin etüdü gelirdi…
Risk analizi gelirdi…
Şimdi ise yeni dönem başladı.
Artık kentsel dönüşüm denince akla;
balon geliyor…
Hem de tam 70 bin adet.
Yanında ne var?
70 bin tepsi…
70 bin duvar saati…
70 bin nihale…
70 bin puzzle…
70 bin tela çanta…
Bir de deprem acil durum seti…
İhale dosyasını ilk okuduğumda "Acaba yanlış klasörü mü açtım?" diye düşündüm.
Bir ara çocuk şenliği organizasyonu okuyorum sandım.
Meğer konu "kentsel dönüşüm"müş.
Şimdi gözünüzün önüne getirin…
Belediye görevlisi kapınızı çalıyor.
"Efendim binanız riskli."
"Ne yapacağız?"
"Buyurun size bir balon."
"Kolon çatlak."
"Bir de puzzle."
"Taşıyıcı sistem yetersiz."
"Duvar saati de verelim."
"Deprem olursa?"
"Tepsiniz de hazır."
İnsan ister istemez senaryoyu tamamlıyor.
Allah korusun deprem oldu…
Vatandaş enkazın yanında saate bakıyor.
"En azından saat çalışıyor."
Bir yandan çayı nihalenin üzerine koyuyor.
Canı sıkılınca puzzle yapıyor.
Morali bozulursa balonu şişiriyor.
İhalenin adı oldukça iddialı:
"Kentsel Dönüşümü Teşvik Amaçlı Bilgilendirme ve Bilinçlendirme."
İşte tam bu noktada insanın aklına şu soru geliyor:
Acaba belediye vatandaşa şu mesajı mı vermek istedi?
"Binanızı dönüştürün… Dönüştüremiyorsanız da biz yine sizi unutmadık; en azından hazırlıklı olun."
Eğer amaç buysa…
Bunu açıkça anlatın.
Çünkü deprem çantasıyla kimsenin sorunu yok.
Aksine her evde bulunmalı.
Sorun, deprem çantasının yanına iliştirilen 70 bin balonun hangi mühendislik hesabına göre projeye dahil edildiğini anlayamamak.
Dosyada en çok hoşuma giden bölüm ise rekabet.
Beş firma dosya indiriyor.
İki firma teklif veriyor.
Bir teklif geçerli kalıyor.
Rekabet de galiba kentsel dönüşüme girmiş.
Eski binayı boşaltmış.
Bir başka güzellik…
Dokuz farklı sektör tek ihalede buluşuyor.
İlk yardım…
Matbaa…
Metal…
Tekstil…
Saat…
Balon…
Promosyon…
Oyuncak…
Bu ihale değil…
Adeta organize sanayi bölgesi.
İhaleye girecek firma hem sağlıkçı olacak…
Hem matbaacı…
Hem tekstilci…
Hem saatçi…
Hem baloncu…
Hem de deprem uzmanı…
Bir tek astronotluk eksik kalmış.
Tasarımlar ise daha da ilginç.
Logo sonra belli olacak.
Baskı sonra belli olacak.
Ama fiyat bugün verilecek.
Yani yüklenici yalnızca üretici değil…
Biraz da falcı olacak.
Daha ne basacağını bilmeden maliyet hesaplayacak.
Buna ekonomik literatürde ne deniyor bilmiyorum ama Anadolu'da bunun adı "gaipten hesap yapmak."
Teslim süresi de ayrı bir bilim dalı.
Bir belge diyor ki;
"Yıl sonuna kadar peyderpey."
Diğeri diyor ki;
"12–24 saatte teslim."
Demek ki belediye sabah arıyor:
"Merhaba…
Bize birkaç bin saat lazım."
Öğleden sonra kapıda.
Kargo firmaları bu sistemi görse "Biz yıllardır boşuna uğraşmışız." der.
Fakat işin mizahı bir yana…
Şu soru gerçekten ciddi.
Bugün Türkiye'nin en büyük meselesi deprem.
İnsanların güvenli binalarda yaşaması.
Sağlam kolon.
Sağlam temel.
Doğru mühendislik.
Şeffaf dönüşüm.
İşte bu yüzden herkes aynı soruyu soruyor:
Kentsel dönüşümü hızlandıracak en güçlü araç gerçekten balon mu?
Yoksa vatandaşın beklediği şey;
daha fazla mühendislik desteği…
daha fazla dönüşüm…
daha fazla güvenli yapı mı?
Belki de belediye haklıdır.
Belki bu ürünler vatandaşın kapısını çalabilmek için seçilmiş iletişim araçlarıdır.
Belki deprem çantasını verirken dönüşüm anlatılacaktır.
Belki puzzle'ın arkasında riskli yapı bilgileri vardır.
Belki mektupta dönüşüm çağrısı yazacaktır.
O halde bunu kamuoyuna ayrıntısıyla anlatmak da belediyenin görevidir.
Çünkü kamu parasıyla yapılan her harcamanın en önemli logosu belediye amblemi değil…
Şeffaflıktır.
Ve son bir soru…
Kentsel dönüşüm gerçekten betonla mı hızlanır…
Yoksa balonla mı?
Bu sorunun cevabını ne saat gösterebilir…
Ne puzzle tamamlayabilir…
Ne de tepsi taşıyabilir.
Cevabı ancak yapılan işin sonucunda, daha güvenli binalarda yaşayan insanlar verebilir.


