Maltepe Belediyesi’nin 2027 bütçe teklifi 11 milyar 500 milyon TL. Rakamı görünce insanın aklına önce hesap makinesi, ardından daha önemli bir soru geliyor: Bu bütçe Maltepe’nin derdine ne kadar derman olacak?
Çünkü bütçe, sadece gelirle gideri aynı hizaya getirmek değildir. Bir mahallede hangi işin önce yapılacağını, hangi sorunun ne kadar ciddiye alındığını da anlatır. Rakamlar büyük olabilir; ama vatandaşın beklediği şey rakamın büyüklüğü değil, yaşadığı yerdeki karşılığıdır. Parkın bakımı, yeni yeşil alan, riskli binanın tespiti, kira desteği… Her biri ayrı bir ihtiyaç. Bütçenin asıl sınavı, bu ihtiyaçların kaçına, ne zaman ve hangi kaynakla cevap vereceğidir.
Teklifte gelir ve gider 11,5 milyar TL’de eşitlenmiş. Hesap kâğıt üzerinde denk. Fakat gelirin 5 milyar 145 milyon TL’si merkezi idare vergi paylarından bekleniyor. Bu, toplam bütçenin yaklaşık yüzde 44,7’si. Başka bir deyişle bütçenin önemli bir dilimi Ankara’dan gelecek paya bağlı. Bu, tek başına yanlış bir tercih değil; ama tahmin edilen gelir beklenenden az gerçekleşirse hangi işin yavaşlayacağı, hangi harcamanın ötelenebileceği şimdiden açıklanmalı. Yoksa bütçe, “Gelir gelirse yaparız” cümlesinin resmî ve kalın kapaklı hâline dönüşür.
Gider tarafında mal ve hizmet alımları 7 milyar 732 milyon TL. Toplam bütçenin yüzde 67’sinden fazlası. Bunun 6 milyar 724 milyon TL’si hizmet alımlarına ayrılmış. Hizmet elbette alınır; belediyecilik de yalnızca masa başında yapılmaz. Ancak kalem bu kadar büyüyünce vatandaşın sorması da doğal: Hangi hizmetler alınacak, kaç sözleşme yapılacak, maliyetler nasıl denetlenecek? Menüde “hizmet alımı” yazıyor; peki masaya hangi yemek, hangi porsiyon ve hangi fiyatla gelecek?
Doğrudan sermaye giderleri 983 milyon TL civarında, toplam bütçenin yaklaşık yüzde 8,6’sı. Bu oran, bütçenin ne kadarının kalıcı yatırım ve varlık üretimine ayrıldığının ayrıntılı biçimde anlatılmasını gerektiriyor. Çünkü bazı harcamalar günü kurtarır, bazıları kentin yıllarca kullanacağı bir hizmete dönüşür. İkisi de gerekli olabilir; ama vatandaş, tabağın ne kadarının günlük masrafa, ne kadarının geleceğe ayrıldığını bilmek ister.
Bir de 1,1 milyar TL’lik yedek ödenek var. Toplam bütçenin yaklaşık yüzde 9,6’sı. Yedek ödenek, beklenmedik ihtiyaçlar için bütçede bulunabilir; adına bakılırsa zaten görevi budur. Fakat bu büyüklükte bir tutar yedekte bekliyorsa, hangi koşullarda hangi programlara aktarılacağı da açık olmalı. Yedeği hazır bir bütçede, asıl planın da kolayca bulunması beklenir. Vatandaş “Bu para lazım olursa kullanılır” yanıtıyla yetinmek istemez; “Neye, hangi ölçüte göre kullanılır?” diye sorar.
Kentsel dönüşüm başlığına gelince, rakamların mizahı biraz sertleşiyor. Bütçede adı açıkça “Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” olan faaliyet için 48 milyon 187 bin TL ayrılmış. Bu, 11,5 milyar TL’lik toplam bütçenin yaklaşık yüzde 0,42’si. Tutar, 2026 bütçe teklifindeki 24 milyon 325 bin TL’ye göre neredeyse iki katına çıkarılmış; bu artışı da teslim edelim. Ancak toplam içindeki payı hâlâ küçük. Aynı bütçede açık ve yeşil alan düzenlemeleri için 773 milyon 122 bin TL bulunuyor. Bu iki kalem birebir aynı tür harcama değil; üstelik park ve yeşil alan bütçesi yalnızca yeni park yapımını kapsamıyor. Yine de aradaki yaklaşık 16 katlık fark, kentin öncelikleri üzerine ciddi bir soru sorduruyor.
Üstelik 48 milyon 187 bin TL’lik dönüşüm faaliyeti tek bir işe ayrılmış değil. Riskli yapı tespiti, yıkım ruhsatları, kira ve taşınma yardımları, hibe ve kredi desteği gibi farklı işler aynı başlığın içinde sıralanıyor. Bütçede 2027 için 600 binanın riskli yapı tespitinin yapılması hedeflenmiş. Peki ilçede toplam kaç riskli yapı var? Bu 600 tespit, ihtiyacın ne kadarına karşılık geliyor? Tespit edilen binalardan kaçı için dönüşüm süreci başlayacak, kaç haneye kira ya da taşınma desteği verilecek? “Riskli yapı tespit edildi” ile “vatandaş güvenli eve geçti” arasında uzun bir yol var. Bütçe, o yolun kaç kilometresini finanse ettiğini de anlatmalı.
Park ve yeşil alan kaleminde de benzer bir ayrıntı ihtiyacı bulunuyor. 773 milyon TL; mevcut parkların bakımı ve onarımından yeni yeşil alanlara, açık spor alanlarından hobi bahçeleri ve sokak hayvanlarına yönelik bazı çalışmalara kadar farklı işleri kapsıyor. Yani bu rakamı “yeni park yapımına ayrılan para” diye sunmak doğru olmaz. Kaç park yenilenecek, kaç yeni alan açılacak, hangi iş için ne kadar harcanacak? Bankı yenilenen parkla yeni yapılan park aynı hizmet değil; bütçe cetvelinde ikisi de aynı başlık altında buluşunca, ayrıntı daha da önemli hâle geliyor.
Yönetim ve destek programı için ayrılan 5 milyar 56 milyon TL de toplamın yaklaşık yüzde 44’ü. Bu kalemin tamamını “masa başı gideri” diye nitelemek doğru olmaz; program sınıflandırması farklı hizmetleri de kapsayabilir. Ama adı ve büyüklüğü, alt kalemlerin daha anlaşılır biçimde açıklanmasını gerektiriyor. “Yönetim ve destek” başlığı altında hangi giderin ne kadar yer tuttuğunu bilmeden, vatandaş bütçenin ne kadarının doğrudan mahalleye dokunduğunu kolayca göremiyor.
2029 için toplam bütçe tahmini 16,6 milyar TL’ye yükseliyor. 2027’ye göre nominal artış yaklaşık yüzde 44. Geleceğe dönük tahminler elbette yapılır; mesele, bu artışın hangi gelir beklentisine dayandığı ve hizmet hedeflerini nasıl değiştireceğidir. Rakamların birkaç yıl sonra büyümesi, tek başına kentin dertlerinin küçüleceği anlamına gelmez.
Sonuçta 11,5 milyar TL’lik bütçe teklifi, gelir ve gideri eşitlemiş olabilir. Fakat Maltepe’nin derdine derman olup olmayacağını yalnızca toplam rakam söylemiyor. Bunun cevabı; hizmet alımlarının açıklığında, yedek ödeneğin kullanımında, kentsel dönüşümün somut sonuçlarında ve her kalemin mahallede neye dönüştüğünde saklı.
Bütçe büyük; beklenti de büyük. Maltepelinin istediği, hesap cetvelinde “var” yazan bir hizmetten çok, kapısının önünde “oldu” diyebileceği bir sonuç. Derman, rakamın kendisi değil; rakamın doğru yere, doğru zamanda ve ölçülebilir biçimde ulaşmasıdır.


