Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Ersoy Hastanesi
Ömer ŞAHİN
Köşe Yazarı
Ömer ŞAHİN
 

VIP Emeklilik: Vekil Var, Millet Yok

Milletvekilliği zor iştir, evet. Siyaset yorar, evet. Meclis kürsüsünde bağırmak, grup toplantısında alkış toplamak, kameraya doğru ciddi bakmak emek ister. Bu yüzden görevdeyken alınan yüksek maaşa çoğu vatandaş ses çıkarmaz. “Çalışıyorlar, sorumlulukları var” der, geçer. Ama iş emekliliğe gelince, orada artık siyaset bitiyor, trajikomedi başlıyor. Çünkü Türkiye’de milletvekilliği bitse bile, milletin sırtına binme hali emekli olunca da devam ediyor. Hem de katlanarak. Rakamlar ortada, lafı dolandırmaya gerek yok: En düşük işçi emeklisi maaşı: 19.938 TL En düşük memur emeklisi maaşı: 27.772 TL Emekli milletvekili maaşı: 177.658 TL Bu noktada küçük bir duralım. Bir işçi 40 yıl çalışıyor, emekli oluyor, maaşı kira bile etmiyor. Bir memur ömrünü devlete veriyor, emekli oluyor, maaşı kiradan sonra nefese yetmiyor. Ama milletvekili… Meclis bitti mi? Hayır. Saltanat başlıyor. İstanbul’da en kötü ev 25 bin TL. Ankara’da “orta halli” bir ev 20 bin TL. İzmir desen, emekli maaşıyla değil, anılarla yaşıyorsun. İşçi emeklisi maaşını alıyor, kiraya yatırıyor, para bitiyor. Sonra evde oturup şu soruyu düşünüyor: “Ben bu ay ne yemeyeyim?” Memur emeklisi kirayı ödüyor, kalanla markete gidiyor. Kasiyer fişi uzatıyor. Fiş uzun, maaş kısa. Kasiyer “poşet ister misiniz?” diyor. Memur emeklisi içinden cevap veriyor: “Yok, ben zaten poşet gibi taşınıyorum.” Peki emekli milletvekili ne yapıyor? 177 bin TL maaşla “hayat pahalı” diye röportaj veriyor. Rezidanstan siteye, siteden yazlığa giderken trafikten şikâyet ediyor. Bir yandan da “milletimiz sabretsin” diyor. İşte mizah burada zirve yapıyor. Çünkü millet sabırla yaşıyor, vekil ayrıcalıkla emekli oluyor. Bu düzenin adına ne denir? Demokrasi mi? Sosyal devlet mi? Yoksa “biz yaptık oldu” sistemi mi? Kur’an açık konuşuyor: “Allah size emanetleri ehline vermenizi ve adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa 58) Peygamber Efendimiz daha da net: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.” Ama bugün çoban rahat, sürü zayıf. Çoban tok, sürü aç. Çoban emekli olunca bile VIP, sürü emekli olunca geçici misafir. Acı gerçek şu: Bu tabloyu gören vatandaş artık isyan etmiyor, sadece gülüyor. Çünkü ağlasa faturaları artıyor. Vatandaşın duası kısa ve net: “Allah emekliye sabır, yöneticilere vicdan versin.” Çünkü adalet sadece mahkeme salonunda aranmaz. Adalet, maaş bordrosunda da olur. Yoksa bunun adı demokrasi falan olmaz. Bunun adı düpedüz Vekrokrasi olur: Vekilin refah içinde yaşadığı, milletin ay sonunu yaşayamadığı bir düzen.
Ekleme Tarihi: 07 Ocak 2026 -Çarşamba

VIP Emeklilik: Vekil Var, Millet Yok

Milletvekilliği zor iştir, evet.
Siyaset yorar, evet.
Meclis kürsüsünde bağırmak, grup toplantısında alkış toplamak, kameraya doğru ciddi bakmak emek ister.

Bu yüzden görevdeyken alınan yüksek maaşa çoğu vatandaş ses çıkarmaz.
“Çalışıyorlar, sorumlulukları var” der, geçer.

Ama iş emekliliğe gelince, orada artık siyaset bitiyor, trajikomedi başlıyor.

Çünkü Türkiye’de milletvekilliği bitse bile, milletin sırtına binme hali emekli olunca da devam ediyor.
Hem de katlanarak.

Rakamlar ortada, lafı dolandırmaya gerek yok:

  • En düşük işçi emeklisi maaşı: 19.938 TL

  • En düşük memur emeklisi maaşı: 27.772 TL

  • Emekli milletvekili maaşı: 177.658 TL

Bu noktada küçük bir duralım.
Bir işçi 40 yıl çalışıyor, emekli oluyor, maaşı kira bile etmiyor.
Bir memur ömrünü devlete veriyor, emekli oluyor, maaşı kiradan sonra nefese yetmiyor.

Ama milletvekili…
Meclis bitti mi? Hayır.
Saltanat başlıyor.

İstanbul’da en kötü ev 25 bin TL.
Ankara’da “orta halli” bir ev 20 bin TL.
İzmir desen, emekli maaşıyla değil, anılarla yaşıyorsun.

İşçi emeklisi maaşını alıyor, kiraya yatırıyor, para bitiyor.
Sonra evde oturup şu soruyu düşünüyor:
“Ben bu ay ne yemeyeyim?”

Memur emeklisi kirayı ödüyor, kalanla markete gidiyor. Kasiyer fişi uzatıyor.
Fiş uzun, maaş kısa.
Kasiyer “poşet ister misiniz?” diyor.
Memur emeklisi içinden cevap veriyor:
“Yok, ben zaten poşet gibi taşınıyorum.”

Peki emekli milletvekili ne yapıyor?
177 bin TL maaşla “hayat pahalı” diye röportaj veriyor.
Rezidanstan siteye, siteden yazlığa giderken trafikten şikâyet ediyor.
Bir yandan da “milletimiz sabretsin” diyor.

İşte mizah burada zirve yapıyor.
Çünkü millet sabırla yaşıyor, vekil ayrıcalıkla emekli oluyor.

Bu düzenin adına ne denir?

Demokrasi mi?
Sosyal devlet mi?
Yoksa “biz yaptık oldu” sistemi mi?

Kur’an açık konuşuyor:
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa 58)

Peygamber Efendimiz daha da net:
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.”

Ama bugün çoban rahat, sürü zayıf.
Çoban tok, sürü aç.
Çoban emekli olunca bile VIP, sürü emekli olunca geçici misafir.

Acı gerçek şu:
Bu tabloyu gören vatandaş artık isyan etmiyor, sadece gülüyor.
Çünkü ağlasa faturaları artıyor.

Vatandaşın duası kısa ve net:
“Allah emekliye sabır, yöneticilere vicdan versin.”

Çünkü adalet sadece mahkeme salonunda aranmaz.
Adalet, maaş bordrosunda da olur.

Yoksa bunun adı demokrasi falan olmaz.
Bunun adı düpedüz Vekrokrasi olur:
Vekilin refah içinde yaşadığı, milletin ay sonunu yaşayamadığı bir düzen.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve oncememleket.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.