Günümüzde özellikle yerel siyaset ve bürokrasi çevrelerinde giderek yaygınlaşan bir alışkanlık var: fotoğraf karesi üzerinden itibar üretmek.
Bir etkinlikte, bir açılışta ya da resmi bir programda çekilen fotoğraflar bazı kişiler için adeta bir “güç gösterisi” aracına dönüşmüş durumda. Fotoğrafın içinde görünmek yetiyor; gerisi birkaç satırlık sosyal medya mesajıyla tamamlanıyor.
Özellikle Maltepe’de bu tabloya sık sık rastlamak mümkün. Bir programda Kaymakam’ın yanında kadraja giren biri, sanki yıllardır süren bir dostluk varmış gibi bir algı oluşturabiliyor. Belediye başkanının bulunduğu bir ortamda çekilen fotoğraf ise birkaç saat sonra farklı bir hikâyeye dönüşebiliyor.
Sosyal medyada dolaşan cümleler çoğu zaman birbirine çok benziyor:
“… Belediye Başkanı ile bir araya geldi, önemli konular konuşuldu.”
ya da
“… Maltepe Kaymakamı ile görüşerek çeşitli konularda istişarelerde bulundu.”
Oysa çoğu zaman ortada planlı bir görüşme, resmi bir toplantı ya da kurumsal bir istişare yoktur. Bir selamlaşma anı, kalabalık bir program sırasında çekilen kısa bir fotoğraf karesi… Hepsi bu.
İlginç olan ise şu: Bu fotoğrafları çektiren kişiler çoğu zaman kendileri paylaşmaz. Fotoğrafı birkaç “yakın” arkadaşına gönderir. Ardından sosyal medyada birileri o fotoğrafı paylaşır ve altına iki satır yazı ekler:
“… falanca siyasetçi ile bir araya geldi.”
“… filanca bakanla önemli görüşme gerçekleştirdi.”
Böylece tek bir fotoğraf üzerinden bir etki ve çevre algısı oluşturulmaya çalışılır.
Üstelik bu durum artık giderek çoğalmaya başladı. Siyasetçiler Maltepe’ye geldiğinde programın etrafında dolaşan bazı kişiler, bir şekilde fotoğraf karesine girmeye çalışıyor. O kare alındıktan sonra ise sosyal medyada “yakınlık” hikâyesi yazılmaya başlanıyor.
Bu kişiler belirli bir meslek grubundan da değildir.
Bazen bir iş insanı…
Bazen bir kafe işletmecisi…
Bazen de sıradan bir vatandaş…
Ancak sosyal medyada oluşturulan algı sayesinde sanki her kapıyı açabilecek bir çevreye sahipmiş gibi gösterilirler.
İşte tam da burada asıl sorun ortaya çıkar.
Maltepe’de yaşayan iyi niyetli bir vatandaş, çocuğuna iş arıyordur. Bir başka vatandaşın çözülmesi gereken bir derdi vardır. Sosyal medyada gördüğü o fotoğraflardan sonra şöyle düşünür:
“Demek ki bu kişinin çevresi güçlü.
Demek ki bu kişi devlet büyükleriyle yakın.”
Ve çözüm aramak için bu kişilerin kapısını çalar.
Oysa çoğu zaman ortada gerçek bir yetki, gerçek bir temsil ya da gerçek bir etki alanı yoktur. Sadece fotoğraf karesi üzerinden oluşturulmuş bir algı vardır.
Bu nedenle unutulmaması gereken önemli bir gerçek var:
Devlet işleri fotoğraf üzerinden yürümez.
Devlet kurumlarının kapıları vatandaş için açıktır.
Bir sorununuz varsa doğru adres resmi kurumlar ve ilgili birimlerdir.
Bir iş takibi yapılacaksa, bir başvuru yapılacaksa ya da bir sorun çözülecekse bunun yolu sosyal medya fotoğrafları değil; kurumsal başvurular ve resmi süreçlerdir.
Çünkü devlet ciddiyet ister.
Devlet düzen ister.
Devlet işleri de fotoğraf kareleriyle değil, kurumların içinde yürütülür.
Bu nedenle bir fotoğraf karesine bakarak birinin nüfuz sahibi olduğunu düşünmek çoğu zaman büyük bir yanılgı olabilir.
Unutmayalım:
Fotoğraf karesinde görünmek kolaydır.
Asıl önemli olan, toplum için gerçekten bir şey yapabilmektir.


