Gazetecilikte bazen haberden daha önemli olan şey, haberin yayımlandığı zamandır.
Fatih Altaylı'nın kaleme aldığı "Hani imar yolsuzluğu çetesi bulmuştun" başlıklı yazı da tam olarak böyle bir yazı.
Yazının içeriğindeki iddialar kadar, hatta belki de daha fazla, zamanlaması dikkat çekiyor.
Çünkü anlatılan olay yeni değil.
Yazıya göre genç bir belediye başkanı, göreve geldikten bir süre sonra Fatih Altaylı'yı arıyor ve belediyede çok büyük bir "imar çetesi" ile karşılaştığını anlatıyor.
Üstelik bu yapının içinde Altaylı'nın geçmişte aynı haber kuruluşunda görev yaptığı bir gazetecinin de bulunduğunu söylüyor.
Altaylı ise yazısında, "Kim olursa olsun üzerine git. Gerekirse paramparça et." dediğini aktarıyor.
Peki...
Madem bu görüşme aylar önce yapıldı...
Madem iddialar o gün bu kadar ağırdı...
Neden bugün?
İşte kamuoyunun cevap aradığı ilk soru bu.
Zamanlama neden dikkat çekiyor?
Son günlerde siyaset kulislerinde bazı belediye başkanlarının siyasi geleceklerine ilişkin çeşitli iddialar konuşuluyor.
Parti değişiklikleri, Ankara trafiği ve yeni siyasi dengeler gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Tam da böyle bir atmosferde, aylar önce anlatıldığı belirtilen bir dosyanın yeniden kamuoyunun önüne getirilmesi ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor:
Bu yazının bugün yayımlanmasının özel bir nedeni var mı?
Bu sorunun cevabını elbette yalnızca Fatih Altaylı verebilir.
Ancak gazetecilikte zamanlama her zaman sorgulanır.
Çünkü bazen mesaj, satır aralarında değil; takvimde gizlidir.
Bir başka soru da şu...
Yazıda bahsedilen gazetecinin, Fatih Altaylı ile geçmişte aynı haber kuruluşunda görev yaptığı belirtiliyor.
Altaylı da bunu doğruluyor ancak yakın bir ilişkilerinin olmadığını ifade ediyor.
Peki kamuoyu adına şu soruları sormak da doğal değil mi?
Madem aynı haber kuruluşunda görev yaptınız...
Eğer gerçekten böyle bir yapılanma vardıysa, bundan hiç haberiniz olmadı mı?
Ya da...
Bahsettiğiniz gazetecinin iddia edilen olaylarla bir bağlantısı varsa, belediye başkanı neden özellikle sizi arayıp "izin alma" ihtiyacı hissetti?
Yakın olmadığınızı söylediğiniz bir kişi için neden sizin onayınızın alınması gerektiği düşünüldü?
Bu soruların cevabı yazıda yer almıyor.
Madem bu kadar önemliydi...
Yazıya göre;
- İmar çetesi vardı.
- Belediye içinde organize bir yapı olduğu iddia ediliyordu.
- Büyük ranttan söz ediliyordu.
- Bir gazetecinin adı geçiyordu.
O halde kamuoyu adına şu soruları sormak son derece doğal:
Bu yazı neden o gün yazılmadı?
Neden belediye başkanının bu iddiaları ilk anlattığı tarihte kamuoyu bilgilendirilmedi?
Neden aylar beklendi?
Ve en önemlisi...
Bu yazı dün de yazılabilirdi... Neden bugün?
Elbette bunun makul bir açıklaması olabilir.
Ancak böylesine ağır iddialar içeren bir yazının zamanlaması da en az içeriği kadar kamuoyunun sorgulamasına açıktır.
Çünkü gazetecilikte bazen en büyük haber, yazılan değil; neden o gün yazıldığıdır.


