Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Ersoy Hastanesi
Ömer ŞAHİN
Köşe Yazarı
Ömer ŞAHİN
 

Türkiye Yeni Bir Sayfa mı Açıyor?

Türkiye'de siyaset uzun yıllardır seçimler, ittifaklar, parti değişimleri ve günlük polemikler üzerinden okunuyor. Oysa bazen gündemin gürültüsünden uzaklaşıp daha büyük fotoğrafa bakmak gerekiyor. Çünkü bazı dönemler vardır ki siyasi tartışmaların merkezinde kişiler değil, gelecek olur. İşte Türkiye belki de böyle bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Son günlerde Ankara kulislerinde yeniden anayasa tartışmaları konuşuluyor. TBMM'deki sandalye dağılımı, parti değiştiren milletvekilleri, siyasi partiler arasındaki temaslar ve olası uzlaşma senaryoları yeniden gündeme gelmiş durumda. Bugün itibarıyla Cumhur İttifakı'nın Meclis'teki sandalye sayısı anayasa değişikliği için tek başına yeterli görünmüyor. Ancak siyaset matematiği sadece mevcut tabloyu değil, olası uzlaşmaları da hesaba katmayı gerektiriyor. Meclis'te AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, İYİ Parti, Yeni Yol Partisi, HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve bağımsız milletvekilleri bulunuyor. Birbirinden oldukça farklı siyasi görüşlere sahip olan bu partilerin aynı masa etrafında buluşması bugün için zor görünse de Türkiye'nin geçmişinde bunun örnekleri var. 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan ortak duruş, deprem dönemlerinde oluşan dayanışma atmosferi ve devletin temel meselelerinde zaman zaman ortaya çıkan mutabakatlar bunun en somut örnekleri oldu. Aslında mesele sadece anayasa yapmak da değil. Asıl mesele, Türkiye'nin önümüzdeki 25-30 yılını şekillendirecek yeni bir toplumsal sözleşme oluşturabilmek. Bugün Türkiye'nin konuştuğu başlıklara baktığımızda; ekonomi, enflasyon, yatırım ortamı, yargı reformu, eğitim sistemi, yerel yönetimlerin yetkileri, kamu yönetiminin etkinliği, sosyal adalet, gençlerin geleceği, emeklilerin yaşam koşulları, teknoloji yatırımları ve terörle mücadele gibi birçok konu karşımıza çıkıyor. Bu başlıkların önemli bir bölümü günlük siyasi tartışmalarla çözülebilecek konular değil. Tam tersine uzun vadeli devlet politikaları ve geniş toplumsal uzlaşma gerektiriyor. Belki de Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur. Siyasetin kazananlar ve kaybedenler üzerinden değil, ortak hedefler üzerinden konuşulmaya başlanması... Bir anayasa sadece hukukçuların hazırladığı teknik bir metin değildir. Aynı zamanda bir milletin gelecek vizyonunu ortaya koyan temel belgedir. Bu nedenle anayasa tartışmaları yalnızca siyasi partilerin değil, toplumun tamamının meselesidir. Bugün Meclis'te bulunan her milletvekili farklı görüşleri temsil ediyor olabilir. Ancak hepsi aynı bayrağın altında görev yapıyor ve aynı ülkenin geleceği için karar veriyor. İşte bu nedenle zaman zaman şu soruyu sormadan edemiyoruz: Acaba Türkiye'nin bütün siyasi partilerinin üzerinde uzlaşabileceği bir anayasa taslağı hazırlanabilir mi? AK Parti'nin, CHP'nin, MHP'nin, DEM Parti'nin, İYİ Parti'nin ve diğer partilerin temel hassasiyetlerini koruyan, vatandaşın hak ve özgürlüklerini güçlendiren, devletin kurumlarını daha etkin hale getiren, ekonomiye güven veren ve toplumsal huzuru artıran ortak bir metin ortaya çıkabilir mi? Belki bugün bunun cevabı kolay değil. Belki siyasi atmosfer buna henüz uygun değil. Belki taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları var. Ancak Türkiye'nin büyük dönüşümleri hiçbir zaman kolay olmadı. Cumhuriyet'in kuruluşundan çok partili hayata geçişe, ekonomik reformlardan demokratikleşme adımlarına kadar birçok önemli değişim, başlangıçta imkânsız görünen süreçlerin sonunda gerçekleşti. Bu nedenle Meclis'teki sandalye sayılarından daha önemli olan şey, uzlaşma iradesinin ortaya çıkıp çıkmayacağıdır. Çünkü rakamlar bir araya getirilebilir. İttifaklar kurulabilir. Siyasi dengeler değişebilir. Ancak kalıcı olan, ortaya konulan ortak iradedir. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yalnızca yeni bir anayasa değil, aynı zamanda yeni bir güven ortamıdır. Vatandaşın devlete, devletin vatandaşına, siyasi partilerin birbirine ve toplumun geleceğe daha fazla güven duyduğu bir iklimdir. Belki de yıllardır süren kutuplaşmaların ardından Türkiye ilk kez şu soruyu yüksek sesle tartışmalıdır: "Nasıl bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz?" Çünkü bu soruya verilecek ortak cevap, yapılacak herhangi bir anayasa değişikliğinden çok daha değerli olacaktır. Ve açıkçası, keşke tüm partilerin uzlaşabileceği bir anayasa taslağı üzerinde anlaşılabilse de Türkiye'nin kaderi yeniden çizilebilse... Belki o zaman siyaset yalnızca seçim kazanmanın değil, gelecek inşa etmenin de aracı haline gelir. Belki o zaman Meclis'teki sayılar sadece matematik olmaktan çıkar ve milletin ortak iradesine dönüşür. Belki o zaman Türkiye, yıllardır konuştuğu birçok sorunu geride bırakarak yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Çünkü bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey seçim sonuçları değil, ortak aklın ortaya koyduğu cesur kararlardır.
Ekleme Tarihi: 10 Haziran 2026 -Çarşamba

Türkiye Yeni Bir Sayfa mı Açıyor?

Türkiye'de siyaset uzun yıllardır seçimler, ittifaklar, parti değişimleri ve günlük polemikler üzerinden okunuyor. Oysa bazen gündemin gürültüsünden uzaklaşıp daha büyük fotoğrafa bakmak gerekiyor. Çünkü bazı dönemler vardır ki siyasi tartışmaların merkezinde kişiler değil, gelecek olur. İşte Türkiye belki de böyle bir dönemin eşiğinde bulunuyor.

Son günlerde Ankara kulislerinde yeniden anayasa tartışmaları konuşuluyor. TBMM'deki sandalye dağılımı, parti değiştiren milletvekilleri, siyasi partiler arasındaki temaslar ve olası uzlaşma senaryoları yeniden gündeme gelmiş durumda.

Bugün itibarıyla Cumhur İttifakı'nın Meclis'teki sandalye sayısı anayasa değişikliği için tek başına yeterli görünmüyor. Ancak siyaset matematiği sadece mevcut tabloyu değil, olası uzlaşmaları da hesaba katmayı gerektiriyor.

Meclis'te AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, İYİ Parti, Yeni Yol Partisi, HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Saadet Partisi, Demokrat Parti ve bağımsız milletvekilleri bulunuyor.

Birbirinden oldukça farklı siyasi görüşlere sahip olan bu partilerin aynı masa etrafında buluşması bugün için zor görünse de Türkiye'nin geçmişinde bunun örnekleri var. 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan ortak duruş, deprem dönemlerinde oluşan dayanışma atmosferi ve devletin temel meselelerinde zaman zaman ortaya çıkan mutabakatlar bunun en somut örnekleri oldu.

Aslında mesele sadece anayasa yapmak da değil.

Asıl mesele, Türkiye'nin önümüzdeki 25-30 yılını şekillendirecek yeni bir toplumsal sözleşme oluşturabilmek.

Bugün Türkiye'nin konuştuğu başlıklara baktığımızda; ekonomi, enflasyon, yatırım ortamı, yargı reformu, eğitim sistemi, yerel yönetimlerin yetkileri, kamu yönetiminin etkinliği, sosyal adalet, gençlerin geleceği, emeklilerin yaşam koşulları, teknoloji yatırımları ve terörle mücadele gibi birçok konu karşımıza çıkıyor.

Bu başlıkların önemli bir bölümü günlük siyasi tartışmalarla çözülebilecek konular değil. Tam tersine uzun vadeli devlet politikaları ve geniş toplumsal uzlaşma gerektiriyor.

Belki de Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur.

Siyasetin kazananlar ve kaybedenler üzerinden değil, ortak hedefler üzerinden konuşulmaya başlanması...

Bir anayasa sadece hukukçuların hazırladığı teknik bir metin değildir. Aynı zamanda bir milletin gelecek vizyonunu ortaya koyan temel belgedir. Bu nedenle anayasa tartışmaları yalnızca siyasi partilerin değil, toplumun tamamının meselesidir.

Bugün Meclis'te bulunan her milletvekili farklı görüşleri temsil ediyor olabilir. Ancak hepsi aynı bayrağın altında görev yapıyor ve aynı ülkenin geleceği için karar veriyor.

İşte bu nedenle zaman zaman şu soruyu sormadan edemiyoruz:

Acaba Türkiye'nin bütün siyasi partilerinin üzerinde uzlaşabileceği bir anayasa taslağı hazırlanabilir mi?

AK Parti'nin, CHP'nin, MHP'nin, DEM Parti'nin, İYİ Parti'nin ve diğer partilerin temel hassasiyetlerini koruyan, vatandaşın hak ve özgürlüklerini güçlendiren, devletin kurumlarını daha etkin hale getiren, ekonomiye güven veren ve toplumsal huzuru artıran ortak bir metin ortaya çıkabilir mi?

Belki bugün bunun cevabı kolay değil.

Belki siyasi atmosfer buna henüz uygun değil.

Belki taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları var.

Ancak Türkiye'nin büyük dönüşümleri hiçbir zaman kolay olmadı.

Cumhuriyet'in kuruluşundan çok partili hayata geçişe, ekonomik reformlardan demokratikleşme adımlarına kadar birçok önemli değişim, başlangıçta imkânsız görünen süreçlerin sonunda gerçekleşti.

Bu nedenle Meclis'teki sandalye sayılarından daha önemli olan şey, uzlaşma iradesinin ortaya çıkıp çıkmayacağıdır.

Çünkü rakamlar bir araya getirilebilir.

İttifaklar kurulabilir.

Siyasi dengeler değişebilir.

Ancak kalıcı olan, ortaya konulan ortak iradedir.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yalnızca yeni bir anayasa değil, aynı zamanda yeni bir güven ortamıdır.

Vatandaşın devlete, devletin vatandaşına, siyasi partilerin birbirine ve toplumun geleceğe daha fazla güven duyduğu bir iklimdir.

Belki de yıllardır süren kutuplaşmaların ardından Türkiye ilk kez şu soruyu yüksek sesle tartışmalıdır:

"Nasıl bir Türkiye'de yaşamak istiyoruz?"

Çünkü bu soruya verilecek ortak cevap, yapılacak herhangi bir anayasa değişikliğinden çok daha değerli olacaktır.

Ve açıkçası, keşke tüm partilerin uzlaşabileceği bir anayasa taslağı üzerinde anlaşılabilse de Türkiye'nin kaderi yeniden çizilebilse...

Belki o zaman siyaset yalnızca seçim kazanmanın değil, gelecek inşa etmenin de aracı haline gelir.

Belki o zaman Meclis'teki sayılar sadece matematik olmaktan çıkar ve milletin ortak iradesine dönüşür.

Belki o zaman Türkiye, yıllardır konuştuğu birçok sorunu geride bırakarak yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Çünkü bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey seçim sonuçları değil, ortak aklın ortaya koyduğu cesur kararlardır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve oncememleket.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.