Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Ersoy Hastanesi
Ömer ŞAHİN
Köşe Yazarı
Ömer ŞAHİN
 

Kartal'ın Hesabı rozetle Kapanmaz

Kartal’da siyasetin önünde cevap bekleyen bir soru var: Bir belediye başkanının parti değiştirmesi, o belediyenin hesapları hakkındaki soruları değiştirebilir mi? Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in AK Parti’ye geçeceğine ilişkin doğrulanmış bir karar veya resmî açıklama bulunmuyor. Dolayısıyla gerçekleşmiş bir transferden söz etmiyoruz. Fakat bu konu, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Haydar Göksoy’a da sorulmuş; kamuoyuna yansımış bir siyasi tartışma. 5 Kasım 2025 tarihli basın toplantısına ilişkin habere göre Göksoy, geçiş sorusunu şu sözlerle yanıtlamıştı: “Pisliğe karışmamış herkese kapımız açıktır.” Aynı toplantıda belediye yönetimine yönelik ağır suçlamalar yönelten, yapılmadığını ileri sürdüğü işler hakkında savcılığa başvurduklarını anlatan da Göksoy’du. Bu iki açıklama yan yana duruyor. AK Parti, kamuoyuna taşıdığı iddiaların arkasındaysa bunların sonucunu takip etmek zorundadır. İddialarında yanıldığını düşünüyorsa hangi belgeyle, hangi incelemeyle bu kanaate vardığını açıklamalıdır. Kartallının parasını ilgilendiren sorular, siyasi yakınlaşmanın durumuna göre önem kazanıp kaybedemez. Önce yargıya taşınan taşınmaz dosyasını hatırlayalım. 2019–2021 yıllarında belediyeye ait 44 taşınmazın kiralanmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, işlemlerin mevzuata aykırı yürütüldüğü ve rekabetin sağlanmadığı ileri sürüldü. Gökhan Yüksel’in de aralarında bulunduğu kişiler hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması yöneltildi. İddianamenin Anadolu 43. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildiği de haberleştirildi.  Belediyenin cevabını da kayda geçirmek gerekir. Belediye, dosyanın taksi durakları, baz istasyonları ve çay ocağı gibi taşınmazların kiralanmasına ilişkin olduğunu; keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerine rağmen iddianamenin müfettiş raporu doğrultusunda düzenlendiğini açıkladı. Mahkemenin vereceği kararın yerini siyasi kanaatler alamaz. Ancak belediye yönetiminin sözleşmeleri, kira bedellerini ve uyguladığı yöntemin gerekçesini kamuoyuna açıklama sorumluluğu da sürer. Gelelim büyüklüğüyle dikkat çeken araç kiralama ihalesine. 2024/991693 kayıt numaralı, çöp toplama, taşıma, süpürme ve yıkama işlerinde kullanılacak iş makinesi ve araçların şoförsüz kiralanmasını kapsayan ihale, ÇEVLOG Ayrıştırma ve Geri Kazanım Lojistik AŞ’ye 1 milyar 74 milyon 466 bin 370 lira bedelle verildi. Sözleşme dönemi, haberlerde 1 Ekim 2024–31 Aralık 2027 olarak yer aldı. Haydar Göksoy, bu ihale üzerinden belediyeyi eleştirirken “toplanmayan çöplere günlük 1 milyon Türk lirası” ödendiğini söyledi ve ihaleden kimlerin kazanç sağladığını sorguladı. Bu günlük tutar, Göksoy’un siyasi açıklamasıdır; tarafımızdan doğrulanmış günlük ödeme veya kamu zararı hesabı değildir. Böylesine büyük bir sözleşme için sorulması gerekenler açıktır: Araç sayıları ve nitelikleri nedir? Birim kiralama bedelleri nasıl belirlendi? Satın alma seçeneğiyle karşılaştırma yapıldı mı? Bakım, sigorta ve diğer yükümlülükler hangi tarafa ait? Eksik hizmet durumunda hangi kesintiler uygulandı? Bu soruların cevabı, karşılıklı siyasi suçlamalarda değil; şartnamede, maliyet hesabında ve hakediş kayıtlarında bulunur. ÇEVLOG hakkında İzmir soruşturması sırasında yayımlanan haberler de bu tartışmanın parçası oldu. Temmuz 2025’te şirketle bağlantılı isimler hakkında yakalama haberleri çıktı. Ancak 22 Temmuz tarihli mahkeme kararına ilişkin haberde, önceki yakalama kararlarının kaldırılması ve bazı sanıkların savunmalarının alınması amacıyla yeni kararlar düzenlenmesi anlatıldı.  Buna rağmen belediyenin, yüklenicisi hakkındaki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini ve kendi sözleşmesini nasıl denetlediğini açıklaması beklenir. Araç ihalesinin yanında, yapılmadığı ileri sürülen park işleri de var. Göksoy, Kasım 2025’te bazı park işlerinin tamamlanmış gibi gösterilerek faturalandırıldığını iddia etti; savcılığa suç duyurularında bulunduklarını söyledi. Aynı açıklamada belediyenin SGK borcunu yaklaşık 2 milyar 150 milyon, toplam borcunu 5 milyara yaklaşan, çalışan alacaklarını ise 380 milyonu aşan tutarlar olarak dile getirdi. Bunlar, açıklamanın yapıldığı tarihe ait Göksoy beyanlarıdır. AK Parti yönetimine düşen, bu ağır iddiaları somutlaştırmaktır. Hangi park, hangi sözleşme, hangi kabul tutanağı, hangi ödeme? Suç duyurularının tarihleri ve kamuoyuyla paylaşılabilecek sonuçları nelerdir? Belediye yönetimine düşen de her birine belgeyle cevap vermektir. Reklam panolarına ilişkin dosya ayrıca ele alınmalı. Basında, 68 panonun bakım ve onarım işiyle bağlantılı olarak belediye personeli ve şirket yetkilileri hakkında ceza talep edildiği; işin yapılma zamanı ve kabul işlemlerinin tartışma konusu olduğu haberleri yayımlandı. Aktarılan sanık listesi, Gökhan Yüksel’in bu davada sanık olduğunu göstermiyor. Başkanın siyasi ve idari sorumluluğunu tartışmakla kendisini bu dosyanın sanığı ilan etmek farklı şeylerdir. Acıbadem ile yapılan kreş protokolü de AK Parti meclis üyelerinin suç duyurusuna konu oldu. İtirazın merkezinde, şartlı bağış ve protokol için belediye meclisi kararının gerekip gerekmediği bulunuyordu. Basına yansıyan protokolde, Acıbadem çalışanlarının çocuklarına belirli koşullarla kontenjan ayrılması yer aldı. Bu kontenjanı ücretsiz hizmetmiş gibi sunmak doğru olmaz; yayımlanan metinde normal ücretin ödenmesi öngörülüyor. Asıl soru şudur: Belediyenin uzun süreli yükümlülük altına girdiği bir düzenleme hangi yetkiyle, hangi kamu yararı hesabıyla yapıldı? Harcama tartışmaları bunlarla sınırlı değil. Eylül 2026’da yayımlanan bir haberde, 2025 yılına ait basılı malzeme alımının 12 milyon 516 bin 500 liradan iş artışıyla yaklaşık 15 milyon liraya yükseldiği; çocuk dergilerinin eksik sayfayla basıldığı ve dağıtım kayıtlarında sorun bulunduğu ileri sürüldü. Haberin dayandığı denetim dosyasının bütünü ve kesinleşmiş bir yargı kararı doğrulanmış değil. Buna karşılık şartname, teslim alınan yayınlar ve dağıtım belgeleri üzerinden cevaplanabilecek somut iddialar söz konusu. AK Parti Meclis Üyesi Adem Yıldız’ın gündeme getirdiği haberleşme cihazları alımı da aynı şeffaflığı gerektiriyor. Basına yansıyan açıklamasında, 2024’te alınan 557 cihaz ve yaklaşık 60 milyon liralık tutar sorgulandı. Cihazların siyasi amaçlarla dağıtıldığı yönündeki yorumlar ise ayrıca kanıt gerektirir. Envanter ve zimmet kayıtları açıklanırsa tartışmanın önemli bölümü somut zemine oturur. Temmuz 2026’daki meclis görüşmelerinde Yıldız, yaklaşık 2 milyon liraya alınan yazılımın kullanılmadığını, yaklaşık 12 milyon liralık yeni yazılım alımını, 640 milyon liralık ek bütçeyi ve boş duran 21 belediye dairesi için ödendiğini söylediği aidatları eleştirdi. CHP Grup Başkanı Özkan Özdemir ise yazılımların kullanım oranının yüzde 85–90 olduğunu, siber güvenlik ihtiyacını ve ekonomik güçlükleri anlattı. Bu karşılıklı açıklamaların hangisinin gerçeği yansıttığı; kullanım kayıtları, sözleşmeler ve mali tablolarla ortaya konabilir. Geçmiş yılların meclis tartışmalarında da benzer sorular birikti. Nizamettin Altıntaş, 2021’deki üç aylık internet tanıtımı işinin maliyetini eleştirdi. Belediye tarafı, çalışmayı kamuoyunu bilgilendirme kapsamında savundu. Yerel basında medya ve tanıtım giderlerinin dağılımı da sorgulandı. Göksoy’un 2022’deki açıklamalarında otelde düzenlendiği belirtilen yemek organizasyonu, ihale yöntemleri ve özel kalem harcamaları vardı. Aynı dönemde araç kiralama giderleri ve başka ilçelere araç tahsis edildiği iddiaları da haberleştirildi. Bunların her biri, ilgili yılın sözleşme ve ödeme belgeleri üzerinden değerlendirilmelidir. Bir belediye taşınmazının satışından kısa süre sonra çok daha yüksek bedelle ilana çıkarıldığı iddiası da meclise taşındı. Burada ilan fiyatı ile gerçekleşmiş satış bedeli arasındaki farkı korumak gerekir. Yine de belediyenin ilk satıştaki değerleme ve rekabet koşullarını açıklaması beklenir. Ceviz Meydanı projesinin maliyeti, tamamlanma durumu ve su baskını haberleri de geçmişten gelen hizmet tartışmaları arasındadır. Borçlanma meselesinin ise doğrudan vatandaşın hayatına dokunan bir tarafı var. Adem Yıldız, 2024’te belediye ve şirketlerin borçlarıyla faiz giderlerini eleştirmişti. Aynı yıl taşınmazların teminat gösterilmesiyle 240,4 milyon liralık borçlanma gündeme geldi. Bu rakamlar farklı tarihlere ve kapsamlara ait; hepsini toplayıp yeni bir toplam borç üretmek doğru olmaz. 2025’te sendika tarafından dile getirilen ücret, fazla mesai ve ikramiye gecikmeleri ise çalışanların yaşadığı sorunu gösteriyordu. Belediye bütçesinin başarısı, çalışanına zamanında ödeme yapabilmesiyle de ölçülür. Personel yönetiminde bir günde 370 kişinin işe alındığı iddiası ve bazı teknik kadrolardaki atama şartlarına ilişkin haberler de yayımlandı. Ancak işe alım sayısı, tek başına bu kişilerin çalışmadan ücret aldığı anlamına gelmez. Kadro şartlarına ilişkin eski bulguların hangi tarihteki atamalardan kaynaklandığı da belirlenmelidir. Sayıştay bulguları, bu siyasi tartışmalardan ayrı bir ağırlık taşır. 2021 raporunda muhasebe kayıtları, borçların gösterimi, stok ve amortisman işlemleri; personel şirketine ödemeler, ihale şartları, taşınmaz kiralamaları, vergi tahakkukları, personel uygulamaları ve borçlanma sınırı gibi çok sayıda konuda bulgu bulunuyor. Bunlar topluca “yolsuzluk mahkûmiyeti” diye sunulamaz. Belediye yönetiminden beklenen, hangi bulgunun hangi işlemle giderildiğini açıklamasıdır. 2023 raporundan aktarılan bulgular da personel şirketinin vergi ve prim yükümlülükleri, vergi hesaplamaları, meclis kararı gerektiren işlemler, danışman görevlendirmeleri, ücret tahsilatı ve hayvan bakımevi gibi alanlara uzanıyor. Hayvan bakımevi konusunda belediyenin yer temini girişimlerini anlattığı cevabı da değerlendirmeye dahildir. Ruhsatsız işletmeler, işyerlerinin konut tarifesinden vergilendirilmesi, bir fabrikanın ruhsat ve itfaiye koşulları, kaçak yapıların yıkım süreci ve büyük bir ruhsatsız alan hakkındaki yerel haberler de denetim sorumluluğunu gündeme getirdi. Yıkım ihalesinin teklif çıkmadığı için iptal edilmesi, tek başına suç kanıtı değildir; belediyenin sonrasında hangi adımları attığı sorulmalıdır. Bir villa tadilatından çıkan molozun taşınmasında ayrıcalık sağlandığı iddiası karşısında ise Yüksel’in normal belediye prosedürlerinin uygulandığını söylediği haberleştirildi. Burada da araç kayıtları, tahakkuk ve ödeme belgeleri belirleyicidir. Diğer adli haberleri birbirine ekleyerek tek bir suç hikâyesi üretmekten de kaçınmak gerekir. CİMER üzerinden taşınmaz işlemleri hakkında yapılan başvuruların savcılığa iletildiğini anlatan haber, tek başına yeni bir iddianame değildir. Yüksel’in adının Aziz İhsan Aktaş dosyasında geçtiğini ileri süren haber ise ilgili bölüm ve hukuki sıfat ortaya konmadan kendisinin sanık olduğu sonucunu doğurmaz. CHP il binasının alımına ilişkin para trafiğinde Kartal Belediyesi’nin anılması da kişisel ceza sorumluluğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Başkan yardımcısı Cemalettin Yüksel’in “kent uzlaşısı” davasındaki durumunu aktarırken de Kasım 2025’te tahliye edildiği bilgisini saklayamayız. Başka bir kişinin yargılanması, belediye başkanının aynı suçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Son on yıllık arşivin tamamını Gökhan Yüksel’in belediye başkanlığı dönemi gibi göstermek de yanlış olur. Yüksel 2019’da başkan seçildi; önceki dönemde başkan yardımcılığı yaptı. Altınok Öz dönemindeki bütçe, Kartalspor, konut onarımı, kitap alımı, özel kalem üzerinden memuriyete geçiş ve taşınmaz kiralamaları tartışmalarında her işlemin tarihini ve sorumlusunu ayrı değerlendirmek gerekir. AK Partili Metin Bektaş, Temel Yaz ve Yunus Fırat Aydın’ın o dönemdeki eleştirileri de kendi tarihsel bağlamında duruyor. Bütün bu başlıklardan sonra siyasi soru daha da belirginleşiyor. AK Parti’nin Kartal yönetimi, yıllardır belediyenin kaynaklarının kötü kullanıldığını söylüyor. İhaleleri eleştiriyor, borçları sorguluyor, suç duyurularını anlatıyor. O hâlde olası bir parti değişikliğinde de aynı soruları sormayı sürdüreceğini bugünden açıklamalıdır. Bu, hakkında iddia bulunan bir kişinin hiçbir siyasi faaliyette bulunamayacağı anlamına gelmez. Herkesin savunma hakkı ve masumiyet karinesi vardır. Fakat bir partinin dün kamuoyuna taşıdığı ağır suçlamaları yarın açıklamasız biçimde unutması, kendi siyasi güvenilirliğini tartışmaya açar. Gökhan Yüksel’e düşen de geçiş söylentilerine ilişkin tutumunu açıkça ortaya koymak ve belediyenin hesaplarına yöneltilen somut sorulara belgeleriyle cevap vermektir. CHP yönetimi de kendi belediyesine ilişkin eleştirileri yalnızca siyasi saldırı sayarak geçiştiremez. Haksız iddiayı çürütmek için de haklı eleştiriyi düzeltmek için de açıklık gerekir. Kartal halkının önüne sözleşmeler, denetim cevapları, borç tabloları ve yargı süreçlerinin doğrulanmış sonuçları konulmalıdır. İddialar asılsızsa bunu öğrenmek vatandaşın hakkıdır. Usulsüzlük varsa sorumlularının hesap vermesini istemek de. Kartal’ın hesabı, hangi partiye geçildiğiyle değil, kamu parasının nasıl kullanıldığının açıklanmasıyla kapanır.
Ekleme Tarihi: 28 Eylül 2026 -Pazartesi

Kartal'ın Hesabı rozetle Kapanmaz

Kartal’da siyasetin önünde cevap bekleyen bir soru var:

Bir belediye başkanının parti değiştirmesi, o belediyenin hesapları hakkındaki soruları değiştirebilir mi?

Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’in AK Parti’ye geçeceğine ilişkin doğrulanmış bir karar veya resmî açıklama bulunmuyor. Dolayısıyla gerçekleşmiş bir transferden söz etmiyoruz. Fakat bu konu, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Haydar Göksoy’a da sorulmuş; kamuoyuna yansımış bir siyasi tartışma.

5 Kasım 2025 tarihli basın toplantısına ilişkin habere göre Göksoy, geçiş sorusunu şu sözlerle yanıtlamıştı:

“Pisliğe karışmamış herkese kapımız açıktır.”

Aynı toplantıda belediye yönetimine yönelik ağır suçlamalar yönelten, yapılmadığını ileri sürdüğü işler hakkında savcılığa başvurduklarını anlatan da Göksoy’du.

Bu iki açıklama yan yana duruyor.

AK Parti, kamuoyuna taşıdığı iddiaların arkasındaysa bunların sonucunu takip etmek zorundadır. İddialarında yanıldığını düşünüyorsa hangi belgeyle, hangi incelemeyle bu kanaate vardığını açıklamalıdır.

Kartallının parasını ilgilendiren sorular, siyasi yakınlaşmanın durumuna göre önem kazanıp kaybedemez.

Önce yargıya taşınan taşınmaz dosyasını hatırlayalım.

2019–2021 yıllarında belediyeye ait 44 taşınmazın kiralanmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, işlemlerin mevzuata aykırı yürütüldüğü ve rekabetin sağlanmadığı ileri sürüldü. Gökhan Yüksel’in de aralarında bulunduğu kişiler hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması yöneltildi. İddianamenin Anadolu 43. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildiği de haberleştirildi. 

Belediyenin cevabını da kayda geçirmek gerekir. Belediye, dosyanın taksi durakları, baz istasyonları ve çay ocağı gibi taşınmazların kiralanmasına ilişkin olduğunu; keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerine rağmen iddianamenin müfettiş raporu doğrultusunda düzenlendiğini açıkladı.

Mahkemenin vereceği kararın yerini siyasi kanaatler alamaz. Ancak belediye yönetiminin sözleşmeleri, kira bedellerini ve uyguladığı yöntemin gerekçesini kamuoyuna açıklama sorumluluğu da sürer.

Gelelim büyüklüğüyle dikkat çeken araç kiralama ihalesine.

2024/991693 kayıt numaralı, çöp toplama, taşıma, süpürme ve yıkama işlerinde kullanılacak iş makinesi ve araçların şoförsüz kiralanmasını kapsayan ihale, ÇEVLOG Ayrıştırma ve Geri Kazanım Lojistik AŞ’ye 1 milyar 74 milyon 466 bin 370 lira bedelle verildi. Sözleşme dönemi, haberlerde 1 Ekim 2024–31 Aralık 2027 olarak yer aldı.

Haydar Göksoy, bu ihale üzerinden belediyeyi eleştirirken “toplanmayan çöplere günlük 1 milyon Türk lirası” ödendiğini söyledi ve ihaleden kimlerin kazanç sağladığını sorguladı. Bu günlük tutar, Göksoy’un siyasi açıklamasıdır; tarafımızdan doğrulanmış günlük ödeme veya kamu zararı hesabı değildir.

Böylesine büyük bir sözleşme için sorulması gerekenler açıktır: Araç sayıları ve nitelikleri nedir? Birim kiralama bedelleri nasıl belirlendi? Satın alma seçeneğiyle karşılaştırma yapıldı mı? Bakım, sigorta ve diğer yükümlülükler hangi tarafa ait? Eksik hizmet durumunda hangi kesintiler uygulandı?

Bu soruların cevabı, karşılıklı siyasi suçlamalarda değil; şartnamede, maliyet hesabında ve hakediş kayıtlarında bulunur.

ÇEVLOG hakkında İzmir soruşturması sırasında yayımlanan haberler de bu tartışmanın parçası oldu. Temmuz 2025’te şirketle bağlantılı isimler hakkında yakalama haberleri çıktı. Ancak 22 Temmuz tarihli mahkeme kararına ilişkin haberde, önceki yakalama kararlarının kaldırılması ve bazı sanıkların savunmalarının alınması amacıyla yeni kararlar düzenlenmesi anlatıldı. 

Buna rağmen belediyenin, yüklenicisi hakkındaki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini ve kendi sözleşmesini nasıl denetlediğini açıklaması beklenir.

Araç ihalesinin yanında, yapılmadığı ileri sürülen park işleri de var.

Göksoy, Kasım 2025’te bazı park işlerinin tamamlanmış gibi gösterilerek faturalandırıldığını iddia etti; savcılığa suç duyurularında bulunduklarını söyledi. Aynı açıklamada belediyenin SGK borcunu yaklaşık 2 milyar 150 milyon, toplam borcunu 5 milyara yaklaşan, çalışan alacaklarını ise 380 milyonu aşan tutarlar olarak dile getirdi. Bunlar, açıklamanın yapıldığı tarihe ait Göksoy beyanlarıdır.

AK Parti yönetimine düşen, bu ağır iddiaları somutlaştırmaktır. Hangi park, hangi sözleşme, hangi kabul tutanağı, hangi ödeme? Suç duyurularının tarihleri ve kamuoyuyla paylaşılabilecek sonuçları nelerdir?

Belediye yönetimine düşen de her birine belgeyle cevap vermektir.

Reklam panolarına ilişkin dosya ayrıca ele alınmalı. Basında, 68 panonun bakım ve onarım işiyle bağlantılı olarak belediye personeli ve şirket yetkilileri hakkında ceza talep edildiği; işin yapılma zamanı ve kabul işlemlerinin tartışma konusu olduğu haberleri yayımlandı. Aktarılan sanık listesi, Gökhan Yüksel’in bu davada sanık olduğunu göstermiyor. Başkanın siyasi ve idari sorumluluğunu tartışmakla kendisini bu dosyanın sanığı ilan etmek farklı şeylerdir.

Acıbadem ile yapılan kreş protokolü de AK Parti meclis üyelerinin suç duyurusuna konu oldu. İtirazın merkezinde, şartlı bağış ve protokol için belediye meclisi kararının gerekip gerekmediği bulunuyordu. Basına yansıyan protokolde, Acıbadem çalışanlarının çocuklarına belirli koşullarla kontenjan ayrılması yer aldı. Bu kontenjanı ücretsiz hizmetmiş gibi sunmak doğru olmaz; yayımlanan metinde normal ücretin ödenmesi öngörülüyor.

Asıl soru şudur: Belediyenin uzun süreli yükümlülük altına girdiği bir düzenleme hangi yetkiyle, hangi kamu yararı hesabıyla yapıldı?

Harcama tartışmaları bunlarla sınırlı değil.

Eylül 2026’da yayımlanan bir haberde, 2025 yılına ait basılı malzeme alımının 12 milyon 516 bin 500 liradan iş artışıyla yaklaşık 15 milyon liraya yükseldiği; çocuk dergilerinin eksik sayfayla basıldığı ve dağıtım kayıtlarında sorun bulunduğu ileri sürüldü. Haberin dayandığı denetim dosyasının bütünü ve kesinleşmiş bir yargı kararı doğrulanmış değil. Buna karşılık şartname, teslim alınan yayınlar ve dağıtım belgeleri üzerinden cevaplanabilecek somut iddialar söz konusu.

AK Parti Meclis Üyesi Adem Yıldız’ın gündeme getirdiği haberleşme cihazları alımı da aynı şeffaflığı gerektiriyor. Basına yansıyan açıklamasında, 2024’te alınan 557 cihaz ve yaklaşık 60 milyon liralık tutar sorgulandı. Cihazların siyasi amaçlarla dağıtıldığı yönündeki yorumlar ise ayrıca kanıt gerektirir. Envanter ve zimmet kayıtları açıklanırsa tartışmanın önemli bölümü somut zemine oturur.

Temmuz 2026’daki meclis görüşmelerinde Yıldız, yaklaşık 2 milyon liraya alınan yazılımın kullanılmadığını, yaklaşık 12 milyon liralık yeni yazılım alımını, 640 milyon liralık ek bütçeyi ve boş duran 21 belediye dairesi için ödendiğini söylediği aidatları eleştirdi. CHP Grup Başkanı Özkan Özdemir ise yazılımların kullanım oranının yüzde 85–90 olduğunu, siber güvenlik ihtiyacını ve ekonomik güçlükleri anlattı.

Bu karşılıklı açıklamaların hangisinin gerçeği yansıttığı; kullanım kayıtları, sözleşmeler ve mali tablolarla ortaya konabilir.

Geçmiş yılların meclis tartışmalarında da benzer sorular birikti.

Nizamettin Altıntaş, 2021’deki üç aylık internet tanıtımı işinin maliyetini eleştirdi. Belediye tarafı, çalışmayı kamuoyunu bilgilendirme kapsamında savundu. Yerel basında medya ve tanıtım giderlerinin dağılımı da sorgulandı.

Göksoy’un 2022’deki açıklamalarında otelde düzenlendiği belirtilen yemek organizasyonu, ihale yöntemleri ve özel kalem harcamaları vardı. Aynı dönemde araç kiralama giderleri ve başka ilçelere araç tahsis edildiği iddiaları da haberleştirildi. Bunların her biri, ilgili yılın sözleşme ve ödeme belgeleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Bir belediye taşınmazının satışından kısa süre sonra çok daha yüksek bedelle ilana çıkarıldığı iddiası da meclise taşındı. Burada ilan fiyatı ile gerçekleşmiş satış bedeli arasındaki farkı korumak gerekir. Yine de belediyenin ilk satıştaki değerleme ve rekabet koşullarını açıklaması beklenir. Ceviz Meydanı projesinin maliyeti, tamamlanma durumu ve su baskını haberleri de geçmişten gelen hizmet tartışmaları arasındadır.

Borçlanma meselesinin ise doğrudan vatandaşın hayatına dokunan bir tarafı var.

Adem Yıldız, 2024’te belediye ve şirketlerin borçlarıyla faiz giderlerini eleştirmişti. Aynı yıl taşınmazların teminat gösterilmesiyle 240,4 milyon liralık borçlanma gündeme geldi. Bu rakamlar farklı tarihlere ve kapsamlara ait; hepsini toplayıp yeni bir toplam borç üretmek doğru olmaz.

2025’te sendika tarafından dile getirilen ücret, fazla mesai ve ikramiye gecikmeleri ise çalışanların yaşadığı sorunu gösteriyordu. Belediye bütçesinin başarısı, çalışanına zamanında ödeme yapabilmesiyle de ölçülür.

Personel yönetiminde bir günde 370 kişinin işe alındığı iddiası ve bazı teknik kadrolardaki atama şartlarına ilişkin haberler de yayımlandı. Ancak işe alım sayısı, tek başına bu kişilerin çalışmadan ücret aldığı anlamına gelmez. Kadro şartlarına ilişkin eski bulguların hangi tarihteki atamalardan kaynaklandığı da belirlenmelidir.

Sayıştay bulguları, bu siyasi tartışmalardan ayrı bir ağırlık taşır.

2021 raporunda muhasebe kayıtları, borçların gösterimi, stok ve amortisman işlemleri; personel şirketine ödemeler, ihale şartları, taşınmaz kiralamaları, vergi tahakkukları, personel uygulamaları ve borçlanma sınırı gibi çok sayıda konuda bulgu bulunuyor. Bunlar topluca “yolsuzluk mahkûmiyeti” diye sunulamaz. Belediye yönetiminden beklenen, hangi bulgunun hangi işlemle giderildiğini açıklamasıdır.

2023 raporundan aktarılan bulgular da personel şirketinin vergi ve prim yükümlülükleri, vergi hesaplamaları, meclis kararı gerektiren işlemler, danışman görevlendirmeleri, ücret tahsilatı ve hayvan bakımevi gibi alanlara uzanıyor. Hayvan bakımevi konusunda belediyenin yer temini girişimlerini anlattığı cevabı da değerlendirmeye dahildir.

Ruhsatsız işletmeler, işyerlerinin konut tarifesinden vergilendirilmesi, bir fabrikanın ruhsat ve itfaiye koşulları, kaçak yapıların yıkım süreci ve büyük bir ruhsatsız alan hakkındaki yerel haberler de denetim sorumluluğunu gündeme getirdi. Yıkım ihalesinin teklif çıkmadığı için iptal edilmesi, tek başına suç kanıtı değildir; belediyenin sonrasında hangi adımları attığı sorulmalıdır.

Bir villa tadilatından çıkan molozun taşınmasında ayrıcalık sağlandığı iddiası karşısında ise Yüksel’in normal belediye prosedürlerinin uygulandığını söylediği haberleştirildi. Burada da araç kayıtları, tahakkuk ve ödeme belgeleri belirleyicidir.

Diğer adli haberleri birbirine ekleyerek tek bir suç hikâyesi üretmekten de kaçınmak gerekir.

CİMER üzerinden taşınmaz işlemleri hakkında yapılan başvuruların savcılığa iletildiğini anlatan haber, tek başına yeni bir iddianame değildir. Yüksel’in adının Aziz İhsan Aktaş dosyasında geçtiğini ileri süren haber ise ilgili bölüm ve hukuki sıfat ortaya konmadan kendisinin sanık olduğu sonucunu doğurmaz. CHP il binasının alımına ilişkin para trafiğinde Kartal Belediyesi’nin anılması da kişisel ceza sorumluluğunu kendiliğinden kanıtlamaz.

Başkan yardımcısı Cemalettin Yüksel’in “kent uzlaşısı” davasındaki durumunu aktarırken de Kasım 2025’te tahliye edildiği bilgisini saklayamayız. Başka bir kişinin yargılanması, belediye başkanının aynı suçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez.

Son on yıllık arşivin tamamını Gökhan Yüksel’in belediye başkanlığı dönemi gibi göstermek de yanlış olur. Yüksel 2019’da başkan seçildi; önceki dönemde başkan yardımcılığı yaptı. Altınok Öz dönemindeki bütçe, Kartalspor, konut onarımı, kitap alımı, özel kalem üzerinden memuriyete geçiş ve taşınmaz kiralamaları tartışmalarında her işlemin tarihini ve sorumlusunu ayrı değerlendirmek gerekir. AK Partili Metin Bektaş, Temel Yaz ve Yunus Fırat Aydın’ın o dönemdeki eleştirileri de kendi tarihsel bağlamında duruyor.

Bütün bu başlıklardan sonra siyasi soru daha da belirginleşiyor.

AK Parti’nin Kartal yönetimi, yıllardır belediyenin kaynaklarının kötü kullanıldığını söylüyor. İhaleleri eleştiriyor, borçları sorguluyor, suç duyurularını anlatıyor.

O hâlde olası bir parti değişikliğinde de aynı soruları sormayı sürdüreceğini bugünden açıklamalıdır.

Bu, hakkında iddia bulunan bir kişinin hiçbir siyasi faaliyette bulunamayacağı anlamına gelmez. Herkesin savunma hakkı ve masumiyet karinesi vardır. Fakat bir partinin dün kamuoyuna taşıdığı ağır suçlamaları yarın açıklamasız biçimde unutması, kendi siyasi güvenilirliğini tartışmaya açar.

Gökhan Yüksel’e düşen de geçiş söylentilerine ilişkin tutumunu açıkça ortaya koymak ve belediyenin hesaplarına yöneltilen somut sorulara belgeleriyle cevap vermektir.

CHP yönetimi de kendi belediyesine ilişkin eleştirileri yalnızca siyasi saldırı sayarak geçiştiremez. Haksız iddiayı çürütmek için de haklı eleştiriyi düzeltmek için de açıklık gerekir.

Kartal halkının önüne sözleşmeler, denetim cevapları, borç tabloları ve yargı süreçlerinin doğrulanmış sonuçları konulmalıdır.

İddialar asılsızsa bunu öğrenmek vatandaşın hakkıdır. Usulsüzlük varsa sorumlularının hesap vermesini istemek de.

Kartal’ın hesabı, hangi partiye geçildiğiyle değil, kamu parasının nasıl kullanıldığının açıklanmasıyla kapanır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve oncememleket.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.