ÇED Yönetmeliği değişti: Termik santraller, nükleer tesisler ve akarsular için yeni kurallar
ÇED Yönetmeliği değişti: Termik santraller, nükleer tesisler ve akarsular için yeni kurallar
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikler 7 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Termik güç santralleri, nükleer tesisler, endüstriyel yakma tesisleri ve akarsu havzaları arasında su aktarma projelerine ilişkin düzenlemeler yeniden belirlendi.
Türkiye'de büyük yatırım projelerinin çevre üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesinde kullanılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) mevzuatında yeni değişiklikler yapıldı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik değişikliği, 7 Kasım 2026 tarihli ve 33423 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Düzenleme, özellikle enerji tesisleri ile su kaynaklarına müdahale içeren projeler bakımından önem taşıyor.
Termik santraller için 300 MWt sınırı
Yeni düzenlemeye göre toplam ısıl gücü 300 megavat termal (MWt) ve üzerinde olan termik güç santralleri ÇED Yönetmeliği'nin EK-1 listesinde yer alıyor.
Aynı güç sınırı, gaz, buhar ve sıcak su elde etmek amacıyla kurulan belirli endüstriyel tesisler için de uygulanıyor.
Burada kullanılan MWt birimi, tesisin elektrik üretim kapasitesini değil, ısıl gücünü ifade ediyor. Bu nedenle düzenlemedeki eşikler değerlendirilirken elektriksel güç ile ısıl gücün birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
20 MWt ve üzerindeki tesisler için ayrı liste
Yönetmeliğin EK-2 listesinde de değişiklik yapıldı.
Buna göre toplam ısıl gücü 20 MWt ve üzerinde olan termik güç santralleri ile belirtilen endüstriyel tesisler EK-2 kapsamında düzenlendi.
EK-1 ve EK-2 listeleri, çevresel değerlendirme sürecinde projelerin hangi usullere tabi olacağını belirleyen temel sınıflandırmayı oluşturuyor.
Ancak bir projenin ilgili listeye girmesi, kendiliğinden çevresel izin aldığı veya yatırıma başlayabileceği anlamına gelmiyor.
Akarsu havzaları arasında su aktarımı EK-1 listesine alındı
Düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri, farklı akarsu havzaları arasında su aktarılmasına ilişkin projelerin EK-1 listesine eklenmesi oldu.
Yeni hükümde, boru ile gerçekleştirilen içme suyu taşımaları bu maddeden istisna tutuldu.
Akarsu havzaları arasında su aktarımı, suyun kaynağı ve taşındığı havzadaki ekosistemler bakımından önemli etkiler doğurabilecek bir faaliyet olduğundan, bu projelerin çevresel değerlendirmesi özel önem taşıyor.
Düzenleme, bu tür projelerin hangi ÇED sınıflandırmasına tabi olacağını açık biçimde belirliyor.
Akarsu yataklarında 5 kilometrelik eşik
EK-2 listesinde yapılan bir başka değişiklikle sürekli akış gösteren akarsuların yataklarında 5 kilometre ve üzerinde düzenleme yapılan projeler de açıkça tanımlandı.
Akarsu yatağına yönelik çalışmalar, yerleşim alanları, tarım arazileri, su canlıları ve taşkın yönetimi gibi birçok konuyla ilişkili olabiliyor.
Bu nedenle proje bazında çevresel etkilerin değerlendirilmesi, yalnızca inşaat faaliyetlerini değil, çalışmanın uzun vadeli sonuçlarını da kapsayan bir süreç gerektiriyor.
Nükleer tesislere ilişkin hükümler
Yönetmelikte nükleer güç santralleri ve diğer nükleer tesislerin kurulması veya sökülmesine ilişkin hükümler de yeniden düzenlendi.
Belirli küçük ölçekli araştırma projeleri için istisna öngörülürken nükleer tesislerin kurulması veya sökülmesi EK-1 kapsamında yer almaya devam ediyor.
Nükleer faaliyetlere ilişkin çevresel değerlendirme, diğer teknik ve güvenlik izinlerinden bağımsız olarak ele alınmaması gereken bir alan oluşturuyor.
Belediyeleri ve yatırımcıları nasıl etkileyecek?
ÇED mevzuatında yapılan değişiklikler, belediyelerin doğrudan yürüttüğü veya planlama süreçlerinde rol aldığı yatırım projeleri bakımından da önem taşıyor.
Özellikle su altyapısı, akarsu düzenleme çalışmaları, enerji yatırımları ve çevresel etkisi bulunan projelerde, faaliyetlerin hangi yönetmelik listesine girdiğinin doğru belirlenmesi gerekiyor.
Belediyelerin imar ve ruhsat işlemleriyle ÇED kararları arasındaki hukuki ilişkinin de her projenin niteliğine göre değerlendirilmesi gerekiyor.
7 Kasım'da yürürlüğe giren değişiklikler, enerji ve su yönetimi alanında çevresel değerlendirme yükümlülüklerinin uygulanmasında yeni bir mevzuat çerçevesi oluşturuyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


