Yerel yönetimlerde bazı kararlar vardır; yalnızca idari bir değişiklik olarak kalmaz, aynı zamanda bir anlayışı da gözler önüne serer. Üsküdar’da yaşanan son gelişme tam da böyle bir tabloyu ortaya koyuyor.
Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Tahsin Usta, sahada aktif çalışmaları, vatandaşla kurduğu temas ve hizmet odaklı yaklaşımıyla bilinen bir isimdi. Bu performans yalnızca yerelde değil, aldığı ödülle de tescillenmişti. Ancak tüm bu tabloya rağmen görevden alındı.

Ortada dikkat çeken bir durum var: Başarılı olduğu bilinen, çalıştığı kabul edilen ve bunun karşılığında ödül alan bir yönetici görevden alınıyor. Üstelik bu kararın gerekçesine dair kamuoyuna yapılmış açık, net ve tatmin edici bir açıklama da bulunmuyor.
Bu noktada ister istemez şu soru gündeme geliyor:
Başarı, tek başına görevde kalmak için yeterli değil mi?
Türkiye’de farklı dönemlerde benzer tartışmalar yaşandı. Proje üreten, sahada karşılığı olan, vatandaşla doğrudan temas kuran bazı yöneticilerin görevden alınması, gerekçesi açıklanmayan kararlar ve ardından büyüyen kamuoyu tepkileri… Tüm bu örnekler, sorunun tekil değil, daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Bugün gelinen noktada vatandaş sadece hizmete değil, karar süreçlerine de bakıyor. Kim neden görevden alındı, hangi gerekçeyle bu karar verildi, yerine gelen isim hangi kriterlere göre belirlendi… Bu sorular artık kaçınılmaz hale gelmiş durumda.
Tam da bu atmosferde, son dönemde televizyon ekranlarında yapılan tartışmalar da akıllara geliyor. Siyaset ve belediyecilik üzerinden yürüyen bu tartışmalar, kamuoyunda farklı algıların oluşmasına neden oluyor. Ve ister istemez şu soru dillendiriliyor:
“CHP’de başarılı olanların görevde kalması için son günlerde televizyonlarda konuşulanlar gibi mi olmak gerekiyor?”
Bu ifade bir iddia değil, kamuoyunda oluşan algının sert bir yansımasıdır. Ancak algı, yönetim açısından en az gerçekler kadar önemlidir. Çünkü açıklama yapılmadığında, boşluğu yorumlar doldurur.
Ve tam da bu noktada, sert ama açık bir sorgulama öne çıkıyor:
“Evet burası CHP ise, dürüstçe çalışanların yeri yok mu?”
Bu sorunun muhatabı yalnızca bir ilçe ya da bir kişi değildir. Bu, doğrudan bir yönetim anlayışına yöneltilmiş bir sorudur.
Tüm bu tartışmaların odağında ise tek bir beklenti var.
Şeffaflık.
Kamuoyu, bu kararın gerekçesinin açık ve net biçimde ortaya konulmasını bekliyor. Çünkü açıklama yapılmadıkça, soru işaretleri büyümeye devam ediyor.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın, oluşan bu tartışmalara ve kamuoyundaki soru işaretlerine mutlaka bir yanıt vermesi bekleniyor. Bu yanıt yalnızca bir kararın gerekçesini açıklamakla kalmayacak, aynı zamanda yönetim anlayışına dair de net bir çerçeve sunacaktır.
Bugün Üsküdar’da yaşanan bu gelişme, artık bir görev değişikliğinin ötesine geçmiş durumda. Bu, doğrudan liyakat, şeffaflık ve yönetim anlayışının sorgulandığı bir sürece dönüşmüş durumda.
Ve o soru hâlâ ortada duruyor:
Başarılı olduğu bilinen, ödül almış bir isim neden görevden alınır?
Cevap verilmediği sürece, bu soru gündemde kalmaya devam edecektir.


