Maltepe'deki bina faciasında 37 yıllık ihmal iddiası: İki yıkım kararı uygulanmamış!
Maltepe'deki bina faciasında 37 yıllık ihmal iddiası: İki yıkım kararı uygulanmamış!
İstanbul Maltepe'nin Cevizli Mahallesi'nde 5 kişinin hayatını kaybettiği bina faciasına ilişkin bilirkişi ön raporunda çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı. 1987 yılında inşa edilen 7 katlı binanın ruhsata aykırı 3, 4, 5 ve 6. katları için 1989 ve 1990 yıllarında iki ayrı yıkım kararı alındığı, ancak kararların uygulanmadığı belirtildi. Soruşturma kapsamında 2 kişi tutuklanırken kamu görevlilerinin olası sorumluluğunun araştırılması için 2 mülkiye müfettişi görevlendirildi.
İSTANBUL / MALTEPE – ÖNCE MEMLEKET | 9 EKİM 2026
Beş kişinin öldüğü binada yıllar önce yıkım kararı alınmış
İstanbul'un Maltepe ilçesine bağlı Cevizli Mahallesi'nde 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 katlı binanın kısmen çökmesine ilişkin soruşturmada hazırlanan bilirkişi ön raporu, facianın geçmişine ilişkin önemli ayrıntıları gündeme taşıdı.
1987 yılında inşa edilen binanın ruhsatına aykırı katları hakkında 1989 ve 1990 yıllarında iki ayrı yıkım kararı alındığı, ancak bu kararların uygulanmadığı belirtildi.
Bilirkişi ön raporuna yansıyan tespitler, yalnızca binanın yapımındaki teknik sorumlulukları değil, geçmiş yıllarda alınan idari kararların neden hayata geçirilmediği sorusunu da gündeme getirdi.
Faciaya ilişkin adli soruşturma devam ederken iki kişinin tutuklanması ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun ayrıca araştırılmaya başlanması, incelemelerin kapsamını genişletti.
1989 ve 1990 yıllarında iki ayrı encümen kararı
Bilirkişi ön raporunda yer alan bilgilere göre binanın ruhsatına aykırı olarak inşa edilen katları hakkında iki ayrı tarihte işlem yapıldı.
İlk encümen kararı 16 Haziran 1989 tarihinde, ikinci karar ise 18 Nisan 1990 tarihinde alındı.
Her iki kararda da ruhsat harici inşa edildiği belirtilen 3, 4, 5 ve 6. katların yıkılması öngörüldü.
Ancak ön raporda, söz konusu yıkım kararlarının uygulanmadığı bilgisine yer verildi.
Bu tespit, binanın geçmişteki imar işlemlerini soruşturmanın en önemli başlıklarından biri haline getirdi.
Aradan geçen yaklaşık 36-37 yıllık sürede yıkım kararlarının neden yerine getirilmediği, kararların uygulanmasından hangi birimlerin sorumlu olduğu ve dosyada daha sonra başka idari işlemler yapılıp yapılmadığı henüz açıklığa kavuşmuş değil.
Yıkım kararları neden uygulanmadı?
Bilirkişi ön raporundaki en dikkat çekici ayrıntı, ruhsata aykırı katların yıllar önce tespit edilmiş olmasına rağmen yıkım kararlarının hayata geçirilmemesi oldu.
Bu durum, belediyenin geçmiş dönemlerdeki imar denetimi ve kararların uygulanmasına ilişkin süreçlerin incelenmesini gerekli kılıyor.
Yıkım kararlarının uygulanmamasıyla ilgili şu sorular önem taşıyor:
-
1989 ve 1990 tarihli encümen kararları ilgili müdürlüklere tebliğ edildi mi?
-
Kararların uygulanması için herhangi bir yıkım programı hazırlandı mı?
-
Bina hakkında sonraki yıllarda ruhsat tadilatı, yapı kullanma izin belgesi veya başka bir idari işlem düzenlendi mi?
-
Yıkım kararlarına karşı açılmış dava ya da verilmiş yürütmenin durdurulması kararı bulunuyor mu?
-
Ruhsata aykırı katlar hakkında sonraki yıllarda yeni bir teknik inceleme yapıldı mı?
-
Kararların uygulanmamasında kamu görevlilerinin ihmali veya hukuki sorumluluğu bulunuyor mu?
Bu soruların yanıtları, belediye arşivindeki imar dosyası, encümen kararları, yazışmalar ve ilgili yargı kayıtlarının incelenmesiyle belirlenebilecek.
Mimar ve şantiye şefi hakkında kusur değerlendirmesi
Bilirkişi ön raporunda binanın yapım sürecindeki teknik sorumluluklara ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.
Aktarılan bilgilere göre binanın mimarı Hasan Balcı ile şantiye şefi Mevlüt Okumuş hakkında kusur tespitinde bulunuldu.
Bu değerlendirmelerin hangi proje, uygulama veya denetim eksikliklerine dayandığı, bilirkişi raporunun teknik gerekçeleriyle birlikte ele alınması gereken bir konu.
Ön raporda kusur değerlendirmesi yapılmış olması, ilgili kişiler hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.
Kusurun niteliği, derecesi ve binanın çökmesiyle nedensellik ilişkisi, adli soruşturma ve yargılama sürecinde değerlendirilecek.
Enkazdaki deniz kabuğu dikkat çekti
Çöken binanın yapı malzemelerinin niteliği de inceleme konusu oldu.
Enkaz kaldırma çalışmaları sırasında molozlar arasında deniz kabuğu bulunduğu aktarıldı.
Binanın bazı bölümlerinde sıvaların döküldüğü, donatıların görünür hale geldiği ve teras kolonlarında yıpranma izlerinin bulunduğu belirtilen fotoğraflar da yapının fiziksel durumu hakkındaki tartışmaları artırdı.
Ancak enkazda deniz kabuğu bulunması, tek başına betonun standartlara aykırı üretildiğini veya çökme nedenini kanıtlamıyor.
Betonun dayanımı, agrega özellikleri, donatı durumu ve taşıyıcı sistemin yeterliliği konusunda kesin teknik değerlendirme yapılabilmesi için laboratuvar analizleri ve mühendislik incelemeleri gerekiyor.
Binanın alt katında tekstil atölyesi bulunuyordu
Kısmen çöken binanın alt katında bir tekstil atölyesinin faaliyet gösterdiği belirtildi.
Bu bilgi, yapının kullanım geçmişi ve taşıyıcı sistemine ilişkin incelemeler açısından da önem taşıyor.
Soruşturma kapsamında binada geçmiş yıllarda gerçekleştirilen tadilatların, kullanım değişikliklerinin ve varsa taşıyıcı sisteme müdahalelerin araştırılması bekleniyor.
Ancak mevcut bilgiler, tekstil atölyesinin faaliyetleri ile binanın çökmesi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak için yeterli değil.
Böyle bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkabilecek.
Soruşturmada iki kişi tutuklandı
Beş kişinin yaşamını yitirdiği olayın ardından başlatılan adli soruşturma kapsamında iki kişi tutuklandı.
Soruşturmanın yürütülmesi için bir başsavcı vekili ile iki Cumhuriyet savcısının görevlendirildiği bildirildi.
Tutuklama kararları, soruşturma aşamasında uygulanan koruma tedbirleri niteliğinde olup kişilerin suçlarının kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında bilirkişi değerlendirmeleri, yapı dosyaları, tanık ifadeleri ve diğer delillerin birlikte incelenmesi bekleniyor.
İki mülkiye müfettişi görevlendirildi
Olayın ardından başlatılan incelemeler yalnızca binanın yapımında görev alan kişilerle sınırlı kalmadı.
Binanın planlama, ruhsatlandırma, inşa ve sonraki tadilat süreçlerinde kamu görevlilerinin ihmali, kusuru veya sorumluluğu bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla iki mülkiye müfettişi görevlendirildi.
Müfettişlerin incelemesinde özellikle geçmiş tarihli encümen kararlarının uygulanma süreci önem taşıyor.
İdari incelemede herhangi bir kamu görevlisinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, ilgili dönemdeki görev ve yetki dağılımı ile somut işlemler üzerinden değerlendirilecek.
1989 ve 1990 kararları soruşturmanın kilit noktası
Bilirkişi ön raporunda yer alan iki encümen kararı, Maltepe'deki facianın idari geçmişini ortaya koyan önemli kayıtlar arasında bulunuyor.
1989 yılında alınan ilk yıkım kararından 2026 yılındaki faciaya kadar yaklaşık 37 yıl geçti.
1990 yılındaki ikinci karardan sonra ise yaklaşık 36 yıl boyunca söz konusu kararların uygulanmadığı belirtiliyor.
Bu uzun süreç, yalnızca kararların neden yerine getirilmediğini değil, binanın sonraki yıllarda hangi denetimlerden geçtiğini de önemli hale getiriyor.
Öte yandan yıkım kararlarının uygulanmaması ile binanın çökmesi arasında hukuken ve teknik olarak nasıl bir nedensellik bağı bulunduğu, henüz kesinleşmiş bir yargı tespiti değil.
Gözler belediyenin geçmiş imar dosyalarında
Faciaya ilişkin soruşturmada bundan sonraki önemli aşamalardan biri, binanın geçmişine ait imar ve ruhsat dosyalarının ayrıntılı biçimde incelenmesi olacak.
Özellikle 1987 yılındaki ilk yapı ruhsatı, 1989 ve 1990 tarihli encümen kararları, sonradan düzenlenmiş olabilecek belgeler ve belediye birimleri arasındaki yazışmalar, olayın idari geçmişini aydınlatabilecek.
Bilirkişi ön raporundaki tespitler, geçmişte alınan kararların uygulanıp uygulanmadığının can güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Maltepe'de beş kişinin hayatını kaybettiği faciada şimdi yanıt bekleyen temel soru şu: Yıllar önce ruhsata aykırı olduğu belirlenen ve hakkında iki ayrı yıkım kararı verilen katlar neden yıkılmadı?
Bu sorunun hukuki ve idari yanıtı, devam eden adli soruşturma ile mülkiye müfettişlerinin incelemeleri sonucunda netleşecek.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


