Bir Parsel, Üç Karar, Milyonluk İddialar: Maltepe’de Neler Yaşandı?
Bir Parsel, Üç Karar, Milyonluk İddialar: Maltepe’de Neler Yaşandı?
Maltepe’de belediyeye ait bir taşınmazla ilgili süreçte dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. 2021 yılında verilen kullanım hakkı ve yer teslimi sonrası işletilen alan için 2024’te intifa hakkı kaldırıldı. Buna rağmen kira tahsilatı sürdü. 2025’te ise aynı yer için “işgal” tespiti yapılarak tahliye süreci başlatıldı. Süreç savcılık dosyasına giren iddialar ve mahkeme kararlarıyla daha da büyüdü.
İstanbul’un Maltepe ilçesi Altayçeşme Mahallesi’nde bulunan ve belediyeye ait olduğu belirtilen 16739 ada 1 parsel üzerindeki taşınmazla ilgili süreç, resmi evraklar, savcılık dosyasına giren ifadeler ve mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde çok yönlü bir tartışmayı ortaya koyuyor.
Dosyada yer alan belgelere göre süreç, 2021 yılında Maltepe Belediye Meclisi’nin 06.09.2021 tarih ve 2021/68 sayılı kararı ile başladı. Bu karar doğrultusunda belediye şirketleri olan MAPARK Otopark ve Ulaşım Hizmetleri A.Ş., MATİST Maltepe İstihdam Hizmetleri A.Ş. ve MATAŞ Maltepe Sağlık Turizm Eğitim Otopark Temizlik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. lehine taşınmaz üzerinde intifa hakkı tesis edildi. Bu karar, taşınmazın belediye iştirakleri aracılığıyla kullanılmasının önünü açtı.
Kararın ardından düzenlenen yer teslim tutanağı ile yaklaşık 600 metrekare büyüklüğündeki alanın fiilen teslim edildiği ve kullanımın başlatıldığı görülüyor. Bu süreçte taşınmazın, belediye şirketlerinden biriyle yapılan sözleşme kapsamında işletildiği, aboneliklerin açıldığı ve faaliyetlerin aktif şekilde sürdürüldüğü ifade ediliyor.
Ancak süreçte dikkat çeken en önemli kırılma noktası, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından yaşandı. Seçim sonucunda Maltepe Belediyesi yönetiminin değişmesiyle birlikte, 05/2024 tarihinde belediye meclisinin aldığı 49 sayılı karar ile söz konusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının kaldırıldığı görüldü.
Bu karar, taşınmazın kullanım statüsünde önemli bir değişiklik anlamına gelirken, dosyada yer alan bilgilere göre uygulamada farklı bir tablo ortaya çıktı. İntifa hakkının kaldırılmasına rağmen belediye şirketinin sözleşmeden doğan kira tahsilatlarını 2025 yılı sonuna kadar sürdürdüğü ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu durum, aynı taşınmaz üzerinde bir yandan kullanım hakkının kaldırılması, diğer yandan kira ilişkisinin devam etmesi nedeniyle ciddi bir hukuki ve idari çelişki doğuruyor.
2025 yılı itibarıyla ise süreçte yeni ve daha sert bir aşamaya geçildi. Maltepe Belediyesi tarafından gönderilen resmi yazılarda bu kez taşınmaz için “kira sözleşmesi bulunmadığı” belirtilerek alanın “fuzuli işgal” kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.
Belediye yazılarında ayrıca, taşınmazın oto yıkama faaliyeti için kullanıldığı ve bu kullanımın mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek ecrimisil uygulanacağı ve tahliye sürecinin başlatılacağı bildirildi. Bu kapsamda 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesine dayanılarak işlem tesis edildiği belirtildi.
Bu gelişmeyle birlikte daha önce teslim edilen ve sözleşme kapsamında kullanılan alan için bu kez “işgal” gerekçesiyle idari süreç başlatılmış oldu.
Ancak dosyada yer alan mahkeme kararları, sürece yargı tarafından farklı bir bakış getirildiğini ortaya koydu. Bölge idare mahkemeleri ve idare mahkemeleri tarafından verilen kararlarda, söz konusu tahliye ve yıkım işlemlerine ilişkin üç ayrı yürütmenin durdurulması kararı verildiği görüldü.
Mahkeme kararlarında, işlemlerin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği değerlendirmesi yapılırken, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun tartışmalı olduğuna işaret edildi. Bu kararlar, sürecin yalnızca idari değil aynı zamanda ciddi bir yargı denetimine konu olduğunu da ortaya koydu.
Süreç bu noktadan sonra yalnızca idari bir işlem olmaktan çıkarak daha geniş bir tartışma alanına taşındı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan ifade tutanaklarında yer alan iddialar, olayın ceza boyutunu gündeme getirdi.
Savcılık dosyasına giren beyanlara göre, taşınmazın kullanım süreciyle bağlantılı olarak belediye yetkilileri tarafından yüksek miktarda para talep edildiği öne sürüldü. İddialarda, önce 1.500.000 TL, ardından 2.000.000 TL seviyesinde taleplerin dile getirildiği ifade edildi.
Söz konusu iddialara göre, bu taleplerin kabul edilmemesinin ardından süreç daha da sertleşti. İşyeri için tahliye ve yıkım işlemlerinin devreye girdiği, zabıta ve ekiplerin müdahalesiyle alanın boşaltılmaya çalışıldığı ileri sürüldü. Elektrik, su ve doğalgaz bağlantılarının kesildiği, işyerinin kullanılamaz hale getirildiği yönündeki iddialar da dosyada yer aldı.
Ortaya çıkan tablo, aynı taşınmaz için 2021 yılında verilen resmi hak ve teslim işlemlerine rağmen, 2024 yılında intifa hakkının kaldırılması, buna karşın kira tahsilatının sürmesi, 2025 yılında “işgal” tespiti yapılması ve buna rağmen mahkemeler tarafından yürütmenin durdurulması kararlarının verilmesiyle birlikte çok yönlü bir hukuki ve idari tartışmayı gündeme taşıyor.
Süreçte yer alan para talebi iddiaları ise konunun yalnızca idari değil, aynı zamanda cezai boyutunun da bulunduğunu gösteriyor.
Söz konusu olayla ilgili başlatılan adli ve idari incelemelerin sürdüğü, savcılık ve ilgili kurumlar nezdinde sürecin devam ettiği öğrenildi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


