habermarmara34 @ gmail.com

1980’li yıllar… Turgut Özal ‘ın lideri olduğu ANAP iktidarının ilk yılları. Manisa Milletvekili ve Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın rüşvet aldığına ilişkin ses kayıtlarının dinlenmesiyle ortaya çıkan skandalın ardından Özdağlar, 5 Ocak 1984 yılında istifa etmek zorunda kaldı ve istifasından sonra da 15 Mayıs 1985’te Yüce Divan’a gönderildi. Yüce Divan Bakanın rüşvet aldığını kanıtlayamadı ancak “Görevi Kötüye Kullanmaktan” 2 Yıl hapis Cezası ve 30 Bin Lira ağır para cezasına çarptırdı. Demokraside ilk kez bir iktidar partisi, kendi mensubunu yargıya gönderiyordu.  Bu devrim niteliğinde bir karardı. Turgut Özal, hiç acımadan,  siyasi hesaplar yapmadan bir bakanını görevden alma ve Yüce Divan’a gönderme cesaretini gösterebiliyordu.

 Merhum Özal’ın bu icraatı Milletin gönlünde taht kurmasını, yıllarca iktidarda kalmasını sağlayan önemli işlerinden biriydi. Bu hareketiyle Merhum Özal “Yanlış iş yapan, Milletin menfaatine aykırı davranan kendi bakanım dahi olsa gözünün yaşına bakmam” mesajı vermişti.




Ak Parti iktidarı ile birlikte Ülkemiz her konuda çıtasını yükseltti. Yükseltmeye de devam edecek. Zaman zaman Türkiye’nin büyümesini ve güçlenmesini istemeyen dış mihraklar, Türkiye’deki keklikleri üzerinde her türlü senaryolarını uygulamaya koydular. Devlet her seferinde halkın da desteği ile üstesinden gelmeyi başardı. Türkiye’ye tehdit oluşturan bir örgüt olan Fetö, Devletin kararlılığı ve halkın desteği ile çökertildi. Ancak zaman zamanda basında yer aldığı üzerine hala bazı kriptoların Devlet için de varlığını sürdürmekte olmalarıydı. Devlet, dengeleri de koruyarak bu kriptoların açığa çıkartmak için çalışma üzerine çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin ve Türk Devletinin tüm terör örgütlerini çökerteceğine dair inancımız sonsuz ve tam.

Devlet ve Türkiye’nin başına bela Fetö terör örgütü demişken yakın zamanda bir kaynağım bana İstanbul Büyükşehir Belediyesinde şu anda aktif olarak görev yapan Bir Genel Müdür hakkında önemli iddialı bilgiler aktardı.

15 Temmuz Darbe girişimi başarılı olamayınca Devlet, Fetö terör örgütü üyelerinin üzerine gidiyor, inlerine kadar giriyordu.

İddiaya göre; 15 Temmuz Darbe girişiminin üzerinden 1 ay falan geçmişti. İBB. De şu an aktif görevde olan O Genel Müdür, Özel Kalemini yanına çağırıyor.

Genel Müdür: Şu banka Kartımı al! Bankadaki parayı çekerek bana getir.

Özel Kalem: Şifre Nedir Efendim?

Genel Müdür: Şifreyi Özel Kalemine veriyor.

Özel Kalem, Şifreyi aldıktan sonra doğru bankaya gidiyor. Kartı Bankamatiğe soktuktan sonra şifreyi giriyor ancak bir türlü şifre doğru değil mesajı alıyor. Banka Kartını da bloke etmemek adına denemesine vazgeçerek soluğu bu Genel Müdürün yanında alıyor.

Özel Kalem; Parayı çekemedim efendim?

Genel Müdür; Neden?

Özel Kalem; şifreyi doğru girmeme rağmen, şifre yanlış mesajı aldım. Kartı Bloke etmemek için denemekten vazgeçerek sizin yanınıza geldim.

Genel Müdür; Yoksa bizimde mi hesaplara el koydular.? Bu kadar Çabuk mu?

Genel Müdür; Hangi şifreyi girdin ver bakayım,

Özel Kalem; Şifreyi veriyor.

Genel Müdür; Ya bu şifre değil, şifreyi sen yanlış yazmışsın bak beni de terlettin.

"Meğerse Özel Kalem şifrenin bir rakamını eksik yazmış ve şifre yanlışlığından dolayı parayı çekememiş."

Şimdi asıl sorum burada şu; Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında aktif görevde bulunan bu Genel Müdür, acaba neden korkmuştu. Bu korku ile Özel kalemine “Yoksa bizimde mi hesaplara el koydular.? Bu kadar Çabuk mu?” sözünü neden söylemişti.

Son Sözüm:

 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında, Kadir Topbaş görevden alındı. Her şey bitti mi.? Zira tüm personel aynı görevlerine devam ediyorlar da….

Yani, her şeyi Kadir Topbaş mı yaptı?

Allaha Emanet Olun.

Kalın Sağlıcakla.